RÖPORTAJ — 4 Ağustos 2014 at 12:11

TÜRKİYE’NİN YÜKSELEN DEĞERİ; PETLINE!

Resim 007

 

İnsan ve çevreye değer vermeyi ön planda tutarak çağdaş teknolojik yapı ve insan kadrosu, ulusal ve enternasyonal iletişim altyapısı ile modern akaryakıt dağıtım şirketi olan Petline, dürüstlük ilkesi ile 1994’den beri müşterilerini Türk Misafirperverliği ile buluşturuyor!

 

Uluslararası düzeyde, petrol sektöründe yenilikçi, güvenilir yaklaşımlarla müşterilerine en kaliteli hizmet ve ürünleri sunan Petline, Türkiye’de sektörün önde gelen dağıtım şirketlerinden biri..

 

Akaryakıt sektörü yüksek ürün fiyatları hepimizin günlük hayatını etkilerken kendi içinde de yoğun rekabet yaşanan bir sektör. Bu sektörde yirmi yıldır faaliyette olan Petline Petrol Ürünleri A.Ş. Genel Müdürü Adnan Ünal ve Mali ve İdari İşler Direktörü Mete Eryaşar ile akaryakıt sektöründeki rekabeti, kayıt dışılığı, fiyatları ve Petline’ın hedeflerini konuştuk.

 

Akaryakıt sektörünün bugünkü genel yapısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Adnan Ünal: Sektörde bir sürü işlemler yapıldı aslında. EPDK, Petrol Kanunu ve diğer uygulamalar sektörü düzenlemek için gösterilen çabalar… Çoğundan da çok olumlu sonuçlar alındı. Birkaç konu var, hala çözülemeyen.. Birincisi illegal, kayıt dışı yakıt olayı. Bu hat safhada devam ediyor, sınırlardan giren, başka yerlerden giren yakıtlar gibi… Fatura kesilmeden yapılan satışlar da var, kayıt dışılığa giren. Tabii bunlar söylentiden ibaret şeyler değil, bir sürü istasyonda bu tip satışların yapıldığı bilinen bir gerçek. Bu büyük bir sorun olarak devam ediyor.

 

Peki, insanları kayıt dışılığa iten nedenler nelerdir sizce?

Adnan Ünal: Akaryakıt zaten pahalı, yüzde 63 civarında vergi olması önemli bir etken. Haliyle bu işte büyük rant var. Yani domatesi kaçak satmak gibi değil. Yani bu akmayan, kokmayan, modası geçmeyen, taşıması çok riskli, ama birilerine göre taşıması çok kolay bir ürün. Dolayısıyla rantı yüksek olan, kayıt dışı çalışmak isteyenlerin dikkatini çeken bir ürün.

 

Kayıt dışılığın uzun bir süre konuşulmasına rağmen halen bir çözüm bulunmaması işin farklı bir boyutu olduğunu mu gösteriyor?

Adnan Ünal: Farklı boyuttan çok, sınırlarının kolay geçiliyor olması şu an en önemli etken. Türkiye’nin coğrafi konumu itibariyle önce İran’dı, sonra Irak patladı, daha sonra da Suriye patladı. Sınırlar gevşeyen ve kolay giriş çıkış yapılan bir yapıya sahip oldu. Hele ki oralarda bir devlet düzeni oluşmamışsa vergisi verilmeden akaryakıt kolayca geçer. Burada asıl sorun kaçak gelen Suriye mazotu.. Fiyat olarak 1-1.5 liradan satılıyor. Sadece bu değil Tabii. Gemilerle de geldiğini duyuyoruz.

 

Sektörde değişen oyuncular da var. Firmaların el değiştirmesinin nedeni nedir?

Adnan Ünal: 2010 yılında belli bir düzende gidiyordu. 2010’dan sonra bir sürü firma biz de dahil olmak üzere para verip tekrar network satın almak zorunda kaldık. O bütün mali yapıları bitirdi. Büyük olasılıkla çok büyük oyuncular, çok büyük sermaye yapıları bu işi götürdü, onun dışında herkes zorlandı. Ondan sonra sıraya cezalar geldi. Ölçüm yapıldı ceza, yapılmadı ceza durumu oldu. Tabii burada ceza gelmese bile finansal kuruluşlar nezdinde sektörün görünümünü yıprattı. Aşırı kontrolün yanında taban fiyatı geldi. Ondan sonra otomasyon yatırımları ve başka şeyler geldi. Tabii bunlar güzel şeyler ama sektörün bir kısmı bu finansman yükünü kaldıramadı. Zaten sektörde kar marjı düşük. Bunun üzerine bir de maliyetlerin yükselmesi ve taban fiyat uygulaması birçok firmanın el değiştirmesine neden oldu.

 

Tavan fiyat uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Adnan Ünal: Tavan fiyat uygulamasını devletin denetim mekanizması olarak görmek lazım. Aslında Türkiye’de bu iş sektör mü, değil mi öncelikle ona karar vermek lazım. Dünyaya baktığınızda kontrollü bir piyasa var ve ona göre yatırım yapılıyor, ama Türkiye’de liberal piyasa var diye giriyorsunuz,sonra kontroller, yeni kurallar gelince birçok firma uyum zorluğu yaşıyor. Bu arada firmaların da yapması gereken bir sürü şey var.

 

Nihai satış noktalarındaki pompa satış fiyatı farklılıklarını neye bağlıyorsunuz?

Adnan Ünal: Marka bir değer olmakla birlikte bulunduğunuz lokasyon da çok önemli. Büyük şehrin içindeysen, yakında rakip istasyon yoksa, hızlı dönüşüyorsan fiyatlarda belirleyici olabiliyorsun. Satılan ürün kayıt dışı değilse herkes rafineriden alıyor. Bir kısmı içine bir takım maddeler katıp katkılı satıyor. Ne kadar artırım yapıyor, onu bilemiyorum, onu test etmek lazım. Yoksa hepsi aynı ürün, eğer kayıt dışı değilse. Öbür yandan yatırım yapıyorsan, hizmet veriyorsan kar marjının belli bir seviyede olması lazım ki rekabet edebilesin. Yani ufak fiyat farklılıkları rekabette normal olan şeyler, ama aşırı fiyat indirimleri dengeleri bozabiliyor.

 

Fiyatların yüksek olması vergi kaynaklıysa sektör bu yükü ne kadar daha taşıyabilir?

Adnan Ünal: Tabii ki fiyatta farklılığı yaratan vergi oranlarının yüksekliğidir. Evet Türkiye’de akaryakıt çok pahalı. Ama devlet de bundan önemli bir gelir sağlıyor. Elde ettiği gelirlerle belli hizmetler veriyor. O yüzden devletin bu vergi oranlarını düşüreceğini hiç zannetmiyorum. Fiyatlar yüksek diyoruz, ama buna rağmen kullanım yavaş yavaş artıyor Türkiye’de… Son 6 aya baktığımızda yüzde 2-2,5 büyüme var akaryakıt tüketiminde. Akaryakıt kullanıyoruz ama alternatif enerjide ne yapıyoruz, ona dikkat çekmek lazım aslında.. Evet yakıt bittiğinde ne yapacağız. Önceleri Türkiye’de alternatif enerji kaynakları için bazı adımlar atıldı, teşvikler verildi. Fakat son yıllarda ülke olarak farklı olaylara odaklanınca sanki yeni enerji yatırımları ikinci planda kaldı gibi.

 

Mete Eryaşar: Tabii ki petrol rezervleri dünyada tükeniyor, ama 50 yıldır petrolün 50 yılı kaldı deniyor. Bu hiç değişmiyor. Bugün Amerika kaya gazıyla uğraşıyor, Almanya elektrik ihtiyacının önemli bir bölümünü rüzgar ve güneş enerjisinden sağlıyor. Herkes çeşitlendirme yoluna gidiyor.Bizim de yapmamız gereken yenilenebilir enerji kaynaklarına yoğunlaşmaktır.

 

Adnan Ünal: Türkiye’de ulaştırma politikasını da değiştirmek lazım. Ankara-İstanbul arası hızlı trenden bahsediliyor, bunun yıllar önce yapılması gerekirdi. Hala otobüslerle ulaşım sağlanıyor. Halbuki hızı tren olduğunda yarı zamanda daha ucuza gitme imkanı var.

 

Sektörde orta vadede şirketlerin el değiştirmesi gözüküyor mu sizce?

Adnan Ünal: Şirket birleşmeleri veya el değiştirmeleri kaçınılmaz gözüküyor. Çünkü bakıldığında akaryakıt pazarının yüzde 80’i beş firmanın elinde, geriye kalan yüzde 20’lik bölümü 60-70 firma paylaşıyor. Dolayısıyla şirketlerin bu yapıyla devam edebilmesi zor gözüküyor. Bu şekilde şirketlerin ekonomik olarak yaşama şansları yok.

 

Bu noktada Petline’ın bir politikası var mı?

Adnan Ünal: Petline her türlü işbirliğine hazır. Her şansı değerlendirmek lazım. Bu konu her zaman gündemimizde. Tabii ki işbirliği konusunda zaman zaman teklifler geliyor, ama şu anda somut bir görüşmemiz yok.

 

Petline’ın bugün sektör içerisindeki yeri nedir?

Adnan Ünal: Bu alınan yeni önlemler bizim gibi dürüst çalışan ama pazar payı belli bir seviyede olan şirketleri yıprattı. Mesela ithalatta bire bir mektup isteniyordu. İşte karar alınıyor, bir mal getiriyorsan 2.2 katına kadar mektup gerekiyor. Bunun için masraf yapmak gerekiyor. Haliyle bu bizi çok yıprattı ve ithalatı çok zorlaştırdı. İthalat da bazı şirketlerin yaşaması için gereken bir şey. Bunun gibi birçok şey var. Mesela otomasyon geliyor, bir sürü yatırım yapmak zorunda kalıyorsunuz. Biz çok düzgün çalışan, ne denirse kanuna, kurala uyan bir şirketiz. Bu şekilde hizmet vermeye çalışıyoruz. Aslında alınan kararlar doğru, ama daha alternatifli çözümler getirilebilirdi. Mesela şirketlerin yaptığı ithalat miktarına göre şartlar getirilebilir veya daha iyi denetlenebilir. Bir bakıyorsunuz üç gün önce kurulan firma dört gün sonra da ithalata başlıyor. 1994 yılında kurulan şirketle aynı değerlendirilmemesi lazım.

 

Bu durumda bayi stratejinizde bir değişiklik oldu mu?

Adnan Ünal: Strateji olarak çok fazla yeni bayi almıyoruz. Bu yıl 8 tane yeni bayi yaptık. Asıl piyasanın açılacağı tarih 2015. 2015’te bayilik sözleşmeleri biten bayilerle yeni sözleşmeler yapacağız. Bu kapsamda çok fazla bayi değişimi olmaz. Şu an zaten piyasada bir durgunluk hakim. Herkes ne olup biteceğini gözlemleme peşinde.

 

Şu an ülke genelinde kaç noktada varsınız?

Adnan Ünal: Toplam 220 civarında bayimiz var. Bu sayıyı arttırmak adına bizle çalışamayacak bayileri toplamak da çok akıl karı gelmiyor. Bizim politikamıza uymuyor açıkçası.

 

Mete Eryaşar: Bir istasyon yeri satın almak gayrimenkul alımı gibi değil, çok daha pahalı ama getirisi düşük oluyor. Artık kendi ürününüz, markanız var, başka birisi oraya yerleşemez zaten, mülkün değeri getirisi kendinden daha fazla oluyor haliyle.Yaptığımız hesaplamalara göre 20-25 yıla varan geri dönüşler oluyor kira getirisiyle. Böyle bir yükü taşımanın bilançonuzda hiçbir doğru yanı olmuyor. Dolayısıyla, çok fazla satış hacimli yerler değilse İstanbul, Ankara, İzmir dışında bunu yapmamak lazım finansal olarak.

 

Peki, Petline’ın bayilik kriterleri neler?

Mete Eryaşar: Bununla ilgili çok önemli değerlendirme kriterleri var. Öncelikle saha ekibi, pazarlama ekibi yerinde çok iyi bir araştırma yapar. Bize bayilik talebiyle gelen kişinin yerindeki durumu, moralitesi, kredibilitesiorada değerlendirilir.Onlar uygun görürse genel müdürlüğe gelir, yönetim tarafından ayrıca değerlendirmeye tabi tutulur ve ona göre bir karar verilir. Ben Petline’da çok yeniyim ama gördüğüm, işittiğim kadarıyla bu hususa çok dikkat edilmiş. Hiçbir zaman bayi sayısını arttırmak için bayileşmeye gitmemiş. Onu da şuradan anlıyoruz. Gelip giden eski bayilerimize baktığımızda sadece finansal sıkıntıdan dolayı giden bayilerimiz ya da sözleşme süresi dolduktan sonra giden bayilerimiz var. Bugüne kadar kayıt dışı iş yapan bayimiz olmamış bugüne kadar.

 

Selfstop projesi nasıl gidiyor?

Adnan Ünal: 20 bayide bu uygulamaya geçtik ama şu an durgun gidiyor. İstediğimiz sonucu alamadık. Çünkü hakkıyla bir duyuru yapamadık. Bu durgunluk büyük çapta oradan kaynaklanıyor. Bilindiği üzere Avrupa’da bazı ülkelerde self servis zorunlu. Mesela İspanya’da bu sistemin uygulaması var. Özellikle personel maliyetlerinin yüksek olduğu ülkelerde bu sistemin kullanıldığını görüyoruz.

 

Peki, sektörünüzdeki sorunlara EPDK’nın yaklaşımı nedir?

Adnan Ünal: Biz sektör olarak sorunlarımızı sürekli anlatıyoruz. Anlatmadığımız bir sorun yok. Yeter ki dinlensin. Aslında burada çözüm noktasında her iki tarafın da atması gereken adımlar var. EPDK’nın çıkış noktası normal pompa fiyatı değil, farklılaştırılmış ürün oldu. Normal ürün ile farklılaştırılmış ürün arasındaki bandın çok yüksek olduğu varsayımından hareket edilerek tek fiyat uygulandı. Bir de EPDK’nın belli kriterleri var. İşte Avrupa’daki dört ülkenin fiyat ortalamasını alıyor, kar ortalamasını alıyor, onunla Türkiye’yi karşılaştırıyor. Eskiden ortalama yaparken, İspanya ve Yunanistan’ı koyuyorlardı, kriz nedeniyle o ülkeler çıkartıldıktan sonra şimdi Almanya ve Fransa’yı soktular. Dolayısıyla Türkiye pazarıyla ilgisi olmayan 2 ülke girdi. Ancak, böyle bir ortalama sektöre ve de nihai tüketiciye zarar verir.