RÖPORTAJ — 2 Mart 2020 at 13:40

METEKSAN SAVUNMA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI ÖZGÜR CANKARA: 2020’DE STRATEJİK İŞ BİRLİKTELİKLERİYLE BÜYÜMEYİ HEDEFLİYORUZ!

 

2020 yılı için Meteksan Savunma tarihinin en büyük yatırım bütçesini ayırdıklarını söyleyen Meteksan Savunma Genel Müdür Yardımcısı Özgür Cankara, 2019 yılında yüzde 20 olan ihracatın payını önümüzdeki yıllarda yüzde 50’ye çıkartmayı hedeflediklerini dile getirdi. Cankara, sözlerini şöyle sürdürdü: “2020 yılında iş hacmimiz artsa da personel sayımızı büyütmeden stratejik iş birliktelikleri ile büyümeyi hedefliyoruz.”

 

Meteksan Savunma, milli ileri teknoloji çözümlerini geliştirmeye odaklanmış bir savunma sektörü kuruluşu. Yaklaşık 15 yıl önce kurulan Meteksan Savunma başlangıçta tamamen ileri teknoloji Ar-Ge projelerine odaklı çalışırken son beş yıldaki değişimle ileri teknoloji ürünleri sahibi bir şirkete dönüştü. Meteksan Savunma’nın gelişimini, ürünlerini ve hedeflerini Meteksan Savunma Genel Müdür Yardımcısı Özgür Cankara ile konuştuk.

 

Meteksan’ın, savunma sektöründeki misyonu ve vizyonu hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Meteksan Savunma 2006 yılında Bilkent Üniversitesi’ne bağlı Bilkent Holding çatısı altında faaliyet gösteren bir şirket olarak kuruldu. Kuruluşunda üç ana prensip gözetildi; Bilkent Holding çatısı altında farklı şirketler tarafından yürütülen savunma sektörüne ait faaliyetleri tek bir çatı altında birleştirmek, Bilkent Üniversitesi’nin teknolojik birikimini ve akademik yetkinliğini savunma sanayiine açan bir kapı yaratmak, yani üniversite ile sanayi işbirliğini sağlamak ve de savunma sanayiinde o gün itibariyle yerli imkanlar ile odaklanılmamış alanlarda faaliyet göstermek. Bugün bu prensiplerin bizi savunma sanayiinde oldukça sağlam bir pozisyona getirdiğini söyleyebiliriz.

 

Meteksan Savunma olarak sektörel bir misyonumuz var. Bu da müşterilerimize ileri teknoloji alanlarında tasarımdan üretime yenilikçi çözümleri millî olarak geliştirebilmek. Diğer yandan diğer tüm Bilkent Holding şirketleri gibi Bilkent Üniversitesi’ne varlığını sürdürme olanağı sağlayacak nitelikte kaynakları verme misyonumuz da bulunuyor. Bu kaynaklar her yıl eğitimin sürdürülebilirliğini sağlamak, kalitesini arttırmak ve daha fazla başarılı öğrenciye burs vermek için kullanılıyor. Yani bir yönümüz ile savunma sanayiine katkıda bulunurken, diğer bir yönümüz ile eğitime destek veriyoruz. Vizyonumuz ise bizi biz yapan ve her şartta sadık kalacağımız değerlerimiz ile özgün ürünleri geliştirmek ve odaklandığımız alanlarda tüm paydaşlar için en güvenilir şirket olmak.

 

Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Şirketin ilk yıllarında odaklandığımız alanlarda yoğun bir bilgi birikimi yaratma ihtiyacı bulunuyordu ve bu amaçla Türkiye’de bugüne kadar çalışılmamış ileri teknoloji alanlarında Ar-Ge projelerini hedefledik. Şirketin ilk beş yıllına baktığımızda Ar-Ge projelerinin toplam ciro oranı içindeki oranının %100 olduğunu söyleyebiliriz. Bugün bu oran %50 seviyelerine indi fakat Meteksan Savunma’nın kuruluşundan itibaren gelen bir Ar-Ge ve inovasyon kültürü var. Ar-Ge projelerinin doğası itibariyle yüksek riskli mühendislik zorluklarını çözmeye çalışıyorsunuz ve çoğu zaman oldukça yaratıcı çözümler üretmeye ihtiyaç duyuyorsunuz. Meteksan Savunma son 5 yıl içinde yüksek teknoloji Ar-Ge şirketi kimliğinden yüksek teknoloji ürünleri olan bir şirkete doğru evriliyor. Bugün Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarını ürün yönetimi kapsamında devam ettiriyoruz. Bu çalışmalar için kendi öz kaynaklarımızı kullanıyoruz. Genellikle teknoloji trendleri, pazar yönelimleri ve müşteri beklentileri yönünde ürünlerimizi geliştirecek Ar-Ge projeleri yapıyoruz. Maliyet etkinliğimizi artıracak alternatif tasarımlar üzerinde çalışıyoruz. Sonuç olarak iç ve dış pazarlarda rekabetçiliğimizi artıracak Ar-Ge faaliyetlerine kaynak ayırıyoruz. Örneğin havada ve karada başlayan insansız araçlar kullanımının zaman içinde suüstü ve sualtında da artacağını öngörüyoruz. Temel yetkinliklerimizden olan sonar sistemlerinin insansız araçlar üzerinde kullanımı ile ilgili çalışmalar yapıyoruz.

 

Güncel olarak üzerinde çalıştığınız projeleriniz nelerdir?

Her yıl tamamlanan projelerimiz ile birlikte yeni ürünleri Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hizmetine sunuyoruz. Bu projelerin pek çoğu milli platformlarımızın etkinliğini artırmak üzere bir takım altsistemlerin geliştirilmesini hedefliyor. Örneğin Atak Helikopteri için MİLDAR isimli bir atış kontrol radarı geliştirdik. Bu radar sayesinde Atak Helikopteri, çevresindeki hareketli hedefleri tespit edebilecek, bunların koordinatlarını farklı sensör ya da silah sistemleri ile paylaşabilecek. Bu durum doğal olarak Atak Helikopterinin taarruz gücünü arttıracaktır. İnsansız hava araçları için MİLSAR isimli bir radar sistemini 2020 yılında tamamlayarak, milli İHA platformu üreticilerinin kullanımına sunmayı hedefliyoruz. MİLSAR sayesinde insansız hava araçlarımız her türlü hava koşullarında hatta bulut üstünde uçarken dahi yerdeki hareketli hedefleri tespit ve takip edebilecekler. Bu da onların görevlerini çok daha etkin yapmasını sağlayacak.

 

Bunun dışında Milgem Gemilerinin kullandığı YAKAMOS sonarını Meteksan Savunma üretiyor. Denizaltıların tespiti ve mayınlardan sakınmak için YAKAMOS sonarı kullanılıyor. 2019 yılında Milgem Gemisi ile birlikte 4 adet YAKAMOS sonarını Pakistan’a ihraç etme başarısını gösterdik. Geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanımızın atışlarının başarıyla tamamlandığını müjdelediği milli torpido sistemimizin bazı alt sistemlerini geliştiriyoruz.

 

Bunların dışında tüm milli füze ve hava savunma sistemlerinin haberleşme birimlerini Meteksan Savunma üretiyor. Haberleşme alanında çok yeni olarak İHA’lar ile yer istasyonu arasında yüksek hızda ve bant genişliğinde haberleşme sağlayan bir C-bant veri linki sistemi geliştirdik. Bu ürün sayesinde uzun yıllardır devam eden yurtdışına olan bağımlılığı kaldırmış olduk. Platformlar dışında doğrudan silahlı kuvvetlerine verdiğimiz radar sistemleri, elektronik harp sistemleri, elektronik taarruz sistemleri, platform simülatörleri gibi ürünlerimizde güncel projelerimize de devam ediyoruz. 2020 yılında da bu ürünleri geliştirerek ya da yenilerini ürün ailemize ekleyerek TSK’nın hizmetine sunmaya çalışacağız.

 

Küresel ölçekteki işbirlikleriniz ve hedeflerinize ilişkin neler söylemek istersiniz?

Yurtiçi pazarda teknolojik yetkinliğimiz arttıkça uluslararası pazarda da daha fazla iş yapmaya başlıyoruz. Yurtdışında karşılıklı kazanç sağlayabileceğimiz fırsatlar daha fazla ve yurtdışı satış pazarlama faaliyetleri konusunda önemli iş birlikteliklerimiz var. Bunlar sadece Meteksan Savunma’nın ürünlerinin çeşitli ülkelerde satılmasına aracılık eden firmalarla değil, ilgili ülkelerde birlikte üretim ve pazarlama faaliyetleri yapmak üzere de iş birlikleri geliştiriyoruz. Özellikle savunma sanayiinde artık sadece ürün satabileceğiniz bir modelin değeri azalıyor. Gittiğimiz ülkelerde yerli sanayi katkısı bekleniyor. Biz bunu bir fırsat olarak görüyoruz çünkü bu sayede gittiğimiz ülkelerde daha uzun vadeli projeler yaratabiliyoruz. Örneğin Güney Kore’de bir yerli iş ortağı ile birlikte yaptığımız proje sayesinde başlayan işbirliği ilgili coğrafyada yeni iş fırsatlarını birlikte takip edeceğimiz bir çalışma modeline evrildi ve yeni işler almaya başladık. Çünkü bu şirketler sadece ülkelerinde değil bulundukları coğrafyada da güçlü oldukları ülkelerden iş fırsatları getirebiliyorlar. Yakın zamanda Pakistan’da böyle bir işbirliği planlıyoruz. İşbirliği kapsamında teknoloji transferi ve ortak üretim var. Bu model kısa vadede iş hacminizi daraltıyor gibi görünse de uzun vadede kesinlikle pazarınızı büyütüyor ve sürdürülebilir bir iş hacmi yaratıyor.

 

Üniversite – sanayi işbirliği kapsamında neler yapmaktasınız?

Meteksan Savunma’nın kuruluş prensiplerinden bir tanesi üniversite-sanayi işbirliği idi. Bu iş birliktelikleri savunma sanayiinde çalışan tüm şirketler için çok önemli çünkü yaptığımız iş gereği yüksek teknolojiye erişmemiz ve bu teknolojileri kullanmamız gerekiyor. Karşılaştığımız mühendislik zorluklarını aşmak için farklı disiplinlerden destek almamız gerekiyor. Ayrıca nitelikli mühendislik gücüne de ihtiyaç duyuyoruz. Bilkent Üniversitesi ile olan organik bağımız ve fiziksel olarak yakınlığımız sebebiyle projelerimizde yoğun olarak birlikte çalışıyoruz. Danışmanlık veya alt yüklenici şeklinde destek aldığımız Ar-Ge projelerimiz var. Ya da üniversitenin faaliyet alanlarımızla ilgili iç projelerine de destek sağlayabiliyoruz. Ortak altyapı yatırımları da yapabiliyoruz. Sadece Bilkent Üniversitesi ile değil, ihtiyaç duyduğumuz teknolojiye sahip olduğuna inandığımız tüm üniversiteler ile işbirliğine gidebiliyoruz. Ülkemizde değişik üniversitelerde özellikle uluslararası camiada tanınan hocalarımız önderliğinde yaratılan çok değerli çalışmalar var. Bunları gerektiğinde Türkiye’nin neresinde olursa olsun bulup kullanıyoruz. Bazen de üniversiteler bizi buluyor. Bu işbirliğinden son derece memnunuz.

 

Teknoloji yatırım planlarınız ve kapsamı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

2020 yılı için Meteksan Savunma tarihinin en büyük yatırım bütçesini ayırdık. Bu yatırımların bir kısmını operasyonel ihtiyaçlarımızı karşılayacak altyapı yatırımları için kullanıyoruz. Böylece sağlıklı büyümemizin temelini sağlamlaştırıyoruz. Örneğin çevre coğrafyada eşi benzeri olmayan bir basınç altında akustik test ve kalibrasyon altyapısına sahibiz. Proje isterleri doğrultusunda bu altyapının performansını arttıracak bir anekoik kaplama yatırımı yapıyoruz. Yakın alan anten ölçüm laboratuvarımızı büyütüyoruz. Üretim taleplerini karşılamak için üretim altyapımızı geliştiriyoruz. Bunun dışında ürün yönetimi kapsamında yaptığımız iç Ar-Ge çalışmalarımız var. Bunlar daha çok teknoloji geliştirme başlığı altında değerlendirilebilir. Örneğin; fiber lazer teknolojilerinin sualtında kullanımı ile ilgili çalışmalarımız var. Meteksan Savunma olarak dünya ile aynı zamanda bu konularda çalışmaya başladık ve önemli ilerlemeler sağladık. Bu teknolojinin örneğin liman güvenliğinde kullanımı konusunda prototipler geliştiriyoruz. Sualtı sayısal haberleşme benzer şekilde gündemde olan bir konu. Bu konuda NATO seviyesinde yapılan çalışmalara katkı sağlayacak olgunlukta bilgi birikimine sahibiz. Bu teknolojilerin platform üstünde kullanılabilir prototiplerini geliştirmek için çalışıyoruz.

 

Savunma sektöründeki faaliyetleriniz itibariyle devlet teşviklerinden ne ölçüde yararlanmaktasınız?

Meteksan Savunma olarak birkaç yıl önce KOBİ statüsünden çıktık ve yurtiçindeki devlet teşviklerinden artık pek fazla yararlanmıyoruz. Elbette yurtdışı satış ve pazarlama faaliyetleri için Ticaret Bakanlığı’nın verdiği desteklerden yeri geldiğinde faydalanıyoruz. Bunlar daha çok fuar, seminer, etkinlik katılımlar gibi ya da yurtdışı pazarlarda yapılacak ürün tanıtımı faaliyetleri gibi destekler diyebiliriz. Ayrıca pazar araştırması ve rapor temini konusunda da destekler aldık. Ancak özellikle ileri teknoloji ürün geliştirmeye yönelik çalışmaları son yıllarda kendi öz kaynaklarımız ile yürütmeye başladık.

 

Türk savunma sektöründeki gelişmeleri nasıl değerlendirmektesiniz?

Türk Savunma Sektörü Kıbrıs Barış Harekâtı ile başlayan ambargolar sayesinde doğdu ve o günden beri ambargolar şekil değiştirse de halen devam ediyor. Eskiden platform ya da sistem bazında yapılan kısıtlamalar şimdi komponent ya da teknoloji kısıtlamaları şeklini aldı. Fakat tüm bu ambargolar savunma sanayiini güçlendiriyor. Alamadığımız her şeyi günün sonunda kendimiz yapmak durumunda kalıyoruz. Bu durum TSK adına çok büyük bir avantaj ve düşmanlarımız adına ise büyük bir caydırıcı güç. Ayrıca operasyon esnekliği de sağlıyor. Çevre coğrafyada ve deniz aşırı ülkelerde ülkemizin menfaatlerini korumak adına kendi milli ve özgün sistemlerimizi özgürce kullanabiliyoruz. Bir başka avantaj ise ihracat kısıtlaması olmaksızın özgün ürünlerimizi dünya pazarına satabilme fırsatıdır. Bu durum bizim ihracat potansiyelimizi sürekli arttırıyor. Bunu dışında büyüyen sektörün sağlığı açısından sektör piramidine dikkat çekmek isterim. Sektör piramidinin üstünde ana entegratör ve platform üreticisi olan şirketlerimiz var. Piramidin altında ise yarı mamül ya da mamül üretimi yapan irili ufaklı sanayi şirketlerimiz var. Ben piramidin üstü ve en altının oldukça güçlü olduğunu düşünüyorum. Diğer yandan piramidin ortasında sistem ve alt sistem üreticileri var. Piramidin ortası ile üstü arasında ne yazık ki hem insan kaynağı, hem de iş hacmi açısından büyük bir uçurum bulunuyor. Bu durum ana entegratörlerin halen düşük hacimli sistem, altsistem işleri ile uğraştığını gösteriyor. Bu işler bu şirketlere ihmal edilebilir bir etki sağlarken, piramidin ortasındaki şirketler için ise bu tip projeler sürdürülebilirliği garantiye alacak derecede önemli bir katkı sağlıyor. 2020 yılında bu durumu düzeltecek adımların atılacağını ve stratejik işbirlikleri ile piramidin ortasının da güçleneceğini umuyorum. Şahsen sektörün geleceğine oldukça iyimser bakıyorum. Her sene tam bağımsız savunma sanayii hedefi için milli ürünlerimizi artırmalı ve sağlam adımlar atarak yolumuza devam etmeliyiz.

 

Peki, sektördeki yetişmiş insan gücü sorununu konuşacak olursak neler söyleyebilirsiniz?

Savunma sektöründe yetişmiş insan gücü en büyük sorunlardan birisidir. Savunma sektörü yüksek teknolojinin üretildiği, kullanıldığı bir sektördür. Bu teknolojiyi üretmek için Ar-Ge çalışmaları yapmak zorundasınız. Bu çalışmaları yürütmek için de yüksek kapasiteli yetkin mühendisler gerekiyor. Yeni mezun mühendisler ise o kapasitede ve yetkinlikte olmuyorlar. Bu yetkinliğe bizim gibi savunma sektöründe çalışan kuruluşların geliştirdiği projeleri yürütürken ulaşıyorlar. Sektör olarak bu entelektüel kapasiteyi beslememiz ve geliştirmemiz gerekiyor.

 

Savunma sektöründe ortak Ar-Ge merkezleri kurulması konusunda ne düşünüyorsunuz? Bu ne kadar mümkün?

Savunma sanayiinde her şirketin ayrı uzmanlık alanları var. Meteksan olarak bizim de birtakım uzmanlık alanlarımız var. Bu alanlarda kendi Ar-Ge çalışmalarımızı yürütüyoruz. Ancak platformlar bazında bakıldığı zaman birtakım Ar-Ge projelerinin platformun ana sahibiyle koordinasyon içerisinde, ortaklaşa yürütülmesi gerekiyor. O nedenle bu tür çalışmaların ortak Ar-Ge merkezlerinde yapılmasının faydalı olacağını düşünüyorum. Böyle bir merkez kurulmasa bile platform üreticilerinin bu tür çalışmalara açık olmaları bu açığı kapatabilir. Platform üreticileri vizyonlarını ve hedeflerini bizimle paylaşırlarsa biz de hedeflerine ulaşmalarında onlara destek olabilecek teknolojileri ve sistemleri üretme fırsatı buluruz, bir sinerji yaratırız. Bunun Ar-Ge’sini de birlikte yaparız.

 

Hedefleriniz itibariyle 2019, Meteksan Savunma özelinde nasıl bir yıl oldu?

Çeşitli kaynaklara göre yurtiçi savunma pazarımız her yıl %10-12 arasında büyüyor. Bizim 2019 büyüme oranımız TL bazında %30’un üzerinde oldu. Önümüzdeki 3 yıllık tahminlerimiz benzer büyüme oranlarının şirketimiz adına devam edeceği yönünde. İhracat en önemli hedefimiz. İç pazarın üzerinde büyümek için muhakkak yurtdışında iş yapmamız gerekiyor. Bu sene ihracat ciromuzun toplam ciro içindeki hacmini %20 seviyesine çıkarmayı başardık. Bunu önümüzdeki yıllarda %50 seviyelerine çıkarmamız gerekiyor. Rakamlar dışında farklı hedeflerimiz de var. Örneğin; her sene daha fazla milli platforma ürün sağlamak gibi… Geçen sene bunu C-bant Veri Bağı Sistemi ile yaptık ve bu ürünün milli İHA platformlarında kullanımı için geliştirmesini tamamladık. 2020 yılında ise MİLSAR, Anti-Jamming GNSS, YAKAMOS 2020 gibi ürünlerimiz ile milli platformlarımızda yer almayı hedefliyoruz.

 

2020 yılı için hedef ve öngörüleriniz nelerdir?

İç pazarda yüksek bir büyüme beklemiyoruz; bütçe yönetimi sebebiyle öncelikler ve kaynaklar arasında optimizasyon zorlukları olabilir. Bu da tedarik maliyetlerinin düşürülmesi yönündeki çalışmaları arttıracaktır. İç pazardaki bu gelişmelerin sektörün sürdürülebilirliği açısından ihracata yönelme konusundaki baskıları daha da artıracağını düşünüyorum. Tek başına iç pazar sektörü mevcut hali ile büyütemez. Bu sebeple sektör olarak yurtdışına yönelmek zorundayız ve bir süredir bu yönde çalışmalar arttı. Savunma Sanayii Başkanlığı rakamlarına göre 2018 yılında 2,2 milyar Dolar olan savunma sanayii ihracatının 2019 yılı sonunda 3 milyar Dolar olması bekleniyor. Rakamlar da bu yöndeki gelişmeyi destekliyor. Meteksan Savunma olarak personel sayımız 315 kişi. Bunun %65’i beyaz yakalı, %20’si ise mavi yakalı çalışanlardan oluşuyor. 2020 yılında iş hacmimiz artsa da personel sayımızı büyütmeden stratejik iş birliktelikleri ile büyümeyi hedefliyoruz.