RÖPORTAJ — 8 Eylül 2020 at 13:55

CER DÖKÜM CEO’SU ESMA SULTAN YILDIRIM: “İHRACATA DAHA FAZLA ODAKLANDIK”

CER DÖKÜM CEO’SU ESMA SULTAN YILDIRIM

İHRACATA DAHA FAZLA ODAKLANDIK!

Otomotiv sektöründe 2019 yılında yaşanan durgunluğun üretimlerinde düşüşe yola açtığını belirten Cer Döküm CEO’su Esma Sultan Yıldırım bu boşluğu ihracata yönelerek kapatma yoluna gittiklerini söyledi.

Cer Döküm 44 yıldır döküm sektöründe faaliyet gösteren bir firma. Ağırlıkla çokuluslu firmalara çözüm üreten Cer Döküm’ün kaptanlığını CEO Esma Sultan Yıldırım Yapıyor. Son birkaç yılda ihracat odaklı çalışmaya ağırlık verdiklerini vurgulayan Esma Sultan Yıldırım ile Cer Döküm’ün çalışmalarını ve hedeflerini konuştuk.

Diğer konu başlıklarına geçmeden önce Cer Döküm’le girizgah yapmak isteriz söyleşiye…

CER Döküm 4.850 m2lik kapalı alanda 5.000 ton/yıl kapasite ile kurulmuş ve başta otomotiv montaj sanayi firmaları olmak üzere değişik sektörlere pik dökümden mamül parçalar üreten 1976 yılında kurulmuş bir dökümhanedir. Ankara Sanayi Odası I. OSB kurulurken yatırım yapan 5-6 firmadan biriyiz. Ford Otosan, Oyak Renault, Dacia gibi birçok firmaya döküm ürünlerini sağlıyoruz. Aynı zamanda proje bazlı, butik üretim de yapıyoruz. Pik, sfero, çelik ve paslanmaz çelik döküyoruz. Son üç yıldır otomotivin yanı sıra makine üreticilerinin, makine revizyonu yapan büyük firmaların tedarikçisi olmaya başladık. Geçen sene üretimimizin yüzde 46’sı direkt, yüzde 90’ı dolaylı olarak ihracata gidiyor. Yurt dışında da çalıştığımız firmalar ağırlıkla Avrupa firmaları. Çalıştığımız firmaların yüzde 80’i çokuluslu firmalar. 2018’de ihracat oranımız yüzde 20’ydi,  2019’da ciromuzu yüzde 45, ihracatı da ciromuzun yüzde 46sına çıkardık.

Esma Sultan Yıldırım kimdir? Özgeçmişinizden bahsedelim biraz da…

Ben yüksek bilgisayar mühendisi ve endüstri mühendisiyim. Yüksek lisansımı bilgisayar mühendisliği üzerine yaptım. Türksat A.Ş.’de bir sene boyunca uygulamalı uydu ve uzay teknolojileri üzerine çalıştım. Ondan sonraki süreçte kendi şirketimi kurarak Ar-Ge danışmanlığı yaptım. KOBİ’lerin ve sanayicilerin devlet teşvikli Ar-Ge desteklerinden yararlanması üzerine çalıştım. O sırada patentli bir ürünüm vardı, dünyada üretilmemiş bir ürünü keşfettim. Akabinde 3,5 yıl önce Cer Döküm’den bir teklif oldu. Döküm sektöründe deneyimim olmamasına karşın teklifi kabul ettim. Araştırarak, öğrenerek ekibimizle beraber bu noktalara geldik. İnşallah daha iyi yerlere geleceğiz.

Bir kadın olarak döküm sanayisinde yöneticilik yapıyorsunuz. Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Sektörümüzde çok az kadın var. Kadın yönetici çok az. Üretim alanında daha da az… Kendi özelimde sektördeki yaş ortalamasının altında kalıyorum. Bundan dolayı çok soru geliyor. Ben temelde üretmeyi ve üretimi görmeyi çok seviyorum. Döküm sektörü kirli, tozlu, dumanlı, fizik gücü çok ihtiyaç duyulan bir sektör. Ama çok da keyifli. Çünkü siz tasarlıyorsunuz döküyorsunuz, ürün ortaya çıkıyor, siz ürünü kullanacak firmaya gönderiyorsunuz. Bunu görmekten ben çok mutlu oluyorum. 

Hem ihracatınızı hem de cironuzu 2019 yılında yüzde 45-46 oranında artırdınız. Bunu nasıl başardınız?

2019’da otomotiv sektörü durgundu. Bunun da iki nedeni vardı; küresel model değişim sezonu ve emisyon güncellemeleri… Dolayısıyla projelerini ötelediler. Öyle olunca bizim üretimimizde ciddi bir boşluk oldu. Biz de bunu ihracatla kapatma hedefine yöneldik. Dünya çapında fuarlara katılarak, birebir iletişime geçerek, yerinde ziyaretler sağlayarak ihracatı artırdık. Bu artışta diğer bir unsur; alternatifimiz olan Çin’de devletin ihracat yapan dökümhanelerin vergi muafiyetlerini kaldırması oldu. Bundan amaçladıkları dökümhanelerin nihai ürün ihracatını teşvik etmekti.  Bu da rekabette Çin’i biraz geri plana attı. Hedef pazarımız olan Avrupa’ya yakınlığımız Avrupalı firmaların Türk döküm firmalarına olan ilgisini ve siparişlerini artırdı. Bir de son bir yıldır kaynaklı konstrüksiyon imalatı taleplerini döküm üretimine çeviriyoruz. Kaynaklı konstrüksiyonda müşterilerimiz çelik üzerinde çalışmak zorunda. Bunun da avantajları ve dezavantajları var. Biz talep edilen makinelerin parçalarını döküme çevirerek daha güçlü makineler oluşmasını sağladık. Ayrıca bu firmalara teknik danışmanlık da sunduk. Bu şekilde de kazandığımız çok firma var.

İhracat çalışmalarınız pandemi sürecinde etkilendi mi?

Nisan, Mayıs aylarında Avrupa’daki birçok şirket tatile girdi. O şirketlerin siparişleri bekletildi. Ancak biz o firmalar için üretmeye devam ettik. Bu da stok maliyetimizi artırmış oldu. İhracatın da şöyle bir dezavantajı var: önce ürünün modelini, dökümünü, işlemesini yapıyorsunuz sonra ihraç ediyorsunuz. Daha sonra da paranızı tahsil ediyorsunuz. Bu süre uzadığında işletme sermayesi anlamında zorluk çekiyorsunuz. Bu dönem biz bunu biraz yaşadık ama sokağa çıkma yasakları olduğunda bile izin alarak çalışmaya devam ettik. Siparişler devam ediyordu, şimdi de devam ediyor. Sektör daraldı mı? Bizim açımızdan daralmadı. Döküm sektöründe pandemiye ilişkin gelen raporlardan da anladığımız kadarıyla iç piyasada traktöre ve otomotive çalışan dökümcüler darboğaza girdiler, çünkü iç piyasa durdu. Ama dış piyasaya yönelen yüzde 50 ve üzeri oranda ihracat yapan firmalarda durum iyinin kötüsü konumundadır.

Bazı firmalarımız işçi çıkartmak yerine istihdam arttırdılar bazı sektörlerde. Sizde de benzer şeyler oldu mu?

Biz istihdamı çok belirgin şekilde arttırmadık. Belirgin bir şekilde siparişlerimiz de artmadı. Çünkü bizim üretim yaptığımız firmaların ürünlerine olan talep artmadı. Aksine genelde gıda, hijyen, sağlık sektörlerinde böyle bir artış oldu pandemi sürecinde. Biz son kullanıcıya değil daha çok makine üreticilerine hitap ediyoruz. Makineye yatırım yapılması için de canlı bir ekonomi olması lazım, dünya çapında. Ancak biz krizin en derinleştiği dönemde bile çok büyük sıkıntı yaşamadık.

İstihdam politikanızı konuşacak olursak, şu an kaç kişilik direkt istihdamdan bahsedebiliriz?

Şu an biz direkt olarak 80 kişiyle çalışıyoruz. Bunun 16 kişisi beyaz yakalı idari kadro. Normal bir dökümhane için oldukça yüksek bir rakam. Ama demin de bahsettiğim gibi pik, sfero, çelik ve paslanmaz çelikten 100 kg’dan 22 tona kadar farklı ebatlarda döküm yaptığımız için her ürün bizim için bir projedir. Bunların her birinin proses kontrolleri, metotları var. Sevk edilmeden önce kalite sertifikasyonlarının hazırlanması var. Dolayısıyla beyaz yaka kadromuz oldukça yüksek. Ustalarımızın çoğu uzun yılların deneyimine sahiptir. Onlara çok saygı duyuyoruz. Onların da aidiyet duyguları yüksek ve bize çok destek oluyorlar.

Peki, sürekli bir tasarım ekibiniz mi var? Yoksa proje bazlı olarak dışardan mı tasarım desteği alıyorsunuz?

Döküm Konusunda kendi ekibimiz var. Üç boyutlu tasarımlar onların uyarlamasıdır. Bir de şöyle bir yeteneğimiz var: Biz dökümde strafordan model yapabiliyoruz. Strafordan model yapmak demek bir parçadan bir tane ihtiyacınız varsa, onu çok uygun maliyetlerle dökebilirsiniz demek. Bu çok fazla firmanın yaptığı bir uygulama değil. Dolayısıyla işleme tezgahlarımızda strafordan model üreten ekibimiz var. Bunlar tasarım da yapıyorlar. Hiç alışık olmadığımız bir parça geldiğinde doğru bir şekilde dökmek için simülasyon yapacak ekibimiz var. Bu konuda müşterilerimize hizmet sunan bir teknik danışmanlık ofisimiz var. Strafor model sayesinde sağladığımız çok cazip bir fiyat avantajı var. Bu da otomotiv sektörünün ve Ar-Ge yapan firmaların bizi tercih etmesinin temel sebebidir.

Malumunuz, pandemiyle birlikte bir ekonomik kriz, bir darboğaz da yaşanmaya başladı. Bu süreci atlatma noktasında, hükümetin verdiği teşvik ve desteklerden ne ölçüde faydalandınız? Beklentileriniz nelerdir bu anlamda?

Pandemi sürecindeki desteklerden biz faydalanmadık. Ama faydalanan firmalar bundan oldukça memnun kaldılar. Biz pandemi sürecinde verilen desteklerden daha çok sanayiciye sürekli verilen desteklerle ilgileniyoruz. Sanayici koşmak istiyor ama belli kabiliyetleri yetmiyor. Bu konularda devlet desteklerini bekliyoruz. Biz bir şeylerin içinde olmayı seviyoruz. Son dönemlerde yapılan desteklerin ve teşviklerin hepsinden faydalanmaya çalışıyoruz ki çok iyi destekler var. En son Savunma Sanayi Başkanlığı bizi teftişe soktu. Teftiş sonrasında savunma sanayisi şirketi olarak onaylandık ve 180 bin lira hibe aldık. Rakam çok büyük görünmeyebilir ama sanayici için çok motive edici.

Peki, savunma sanayisinde nasıl varlık gösteriyorsunuz?

Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ikinci büyük sanayi kümelenmesi olan SAHA İstanbul’da (Savunma Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği) yer alıyoruz. Orada yapılan çalışmalarda aktif görev alıyoruz. Savunma Sanayi Başkanlığı’nın yürüttüğü projelerin tedarikçi listesinde yer alıyoruz. Bunun dışında Makine ve Kimya Endüstrisi kurumuyla birlikte ihtiyaç duyulan özel nitelikli malzemelerin yerli olarak üretilmesi konusunda birkaç proje yürütüyoruz. Ticaret Bakanlığı’nın yürüttüğü Küresel Tedarik Zinciri Yetkinlik projeleri kapsamında bir Ar-Ge projemiz söz konusu. O proje kapsamında havacılık sektörüne de üretim yapmış olacağız. Öte yandan tank motor bloklarında üretim yapabilir bir altyapıya geçmeyi hedefliyoruz. Bununla ilgili de çalışmalar devam ediyor.