RÖPORTAJ — 2 Mayıs 2021 at 15:30

POLİSAN HOLDİNG CEO’SU MEHMET HACIKAMİLOĞLU: “İŞİMİZİN MERKEZİNDE AR-GE VAR”

POLİSAN HOLDİNG CEO’SU MEHMET HACIKAMİLOĞLU

İŞİMİZİN MERKEZİNDE AR-GE VAR!

Pandemi döneminde Ar-Ge yatırımlarını sürdürdüklerini söyleyen Polisan Holding CEO’su Mehmet Hacıkamiloğlu, , Ar-Ge’nin işlerinin merkezinde yer aldığını dile getirdi.

Boya sektörünün lider markalarından birisi olan Polisan, salgının daraltıcı etkilerine rağmen başarılı performansını sürdürüyor. Yatırımlarını da hız kesmeden sürdüren Polisan Holding’in CEO’su Mehmet Hacıkamiloğlu ile boya sektöründeki gelişmeleri ve Polisan’ın hedeflerini ve yatırımlarını konuştuk. 

Öncelikle pandemi sürecinin yönetimiyle söyleşimize başlamak isteriz. Polisan Grubu olarak pandeminin ilk gününden bugüne süreci nasıl yönettiniz?

Ben 20 Nisan 2020 tarihinde Polisan Kansai Genel Müdürü olarak göreve başladım. Hatırlarsınız; 20 Nisan vaka sayılarının her gün artığı bir dönemdi. Konuya ilişkin ilk toplantımızda bayilerimizden, müşterilerimizden aldığımız geri bildirimler çerçevesinde felaket senaryoları tartışılıyordu. Piyasan yüzde 50 küçülür diyen de, yüzde 80 küçülür diyen de vardı. Ben kariyerime başladığım 1993 yılından bu yana ülkemiz birçok krizler ve doğal afetler gördü ama pandemiyi ilk defa yaşıyoruz. İlk günlerde fabrikalar durdu, kısa çalışma ödeneğine başvurduk, insanlara izin kullandırdık, ofisler boşalmıştı. Karamsar bir ortam vardı. 24 Nisan’da hatırlarsanız günlük vaka sayısı azalmaya başladı. Bir haftada tablo tersine dönmeye başladı. Bu kez de mal yetiştiremez noktaya geldik. 

Psikolojik bir durum muydu bu sizce?

Pandemide insanlar evine kapanınca herkes eline fırçayı, boyayı aldı. Kimisi kışlığında, kimisi yayladaki evinde kimisi de yazlık evine gidince evini, kapısını, bahçe çitini boyamaya başladı. Bunun yol açtığı talep patlaması sonucunda biz Mayıs ayında bir fabrikayı, Haziran ayında bir diğer fabrikayı çalıştırmaya başladık. Ancak bunu yaparken servis sayısını ikiye artırdık, soyunma odalarını genişlettik, yemek saatlerini 1-2 saat arayla dönüşümlü yaptık. Bir vardiya hep yedekte tuttuk. Çünkü bir vardiyada bir kişi hastalansa o vardiyanın tamamı karantinaya giriyordu. İlla pozitif çıkması gerekmiyor. Temaslı, yakın temaslı kişilerin takibi için bu önlemleri aldık. Önceliğimiz tüm çalışanlarımızla birlikte bu süreçten sağlıklı çıkmaktı. Çok şükür çıktık da. Sağlık konusunda ağır bir durumumuz olmadı. Genelde bulaşlar sosyal yaşam ve aile hayatı kaynaklı oluyor. Tüm işyerlerimizde en kötüyü düşünerek aşırı önlem alıyoruz. O yüzden sağlık açısından bence iyi bir sınav verdik. Yapılan bu çalışmalarla güvenli fabrika, tesis bildirimleri de aldık. Yakın temaslı olanları çok yakından takip ettik. İzin dönüşlerinde 3 günden fazla işten ayrılan personelden mutlaka PCR testi istedik. Yeni işe başvurularda işe giren arkadaşlardan PCR testi istedik. Şu anda düzenli taramalar yaptırıyoruz, antikor testleri yaptırıyoruz. Fabrikalarda, Genel Müdürlükte düzenli çalışmalar yapıyoruz. Bu süreci sağ salim atlatmanın çabası içindeyiz.

Salgın döneminde tekstil gibi bazı sektörler hedeflerinin de üzerine çıkarak varlıklarını sürdürdüler. Boya sektöründe genel durum nasıl şekillendi?

Boya sektöründe de paralel bir gelişme oldu. Tonaj anlamında 2020’de sektör yüzde 28 büyüdü. Ciro olarak baktığımızda, BOSAD verilerine göre 35 büyüdük. Dolayısıyla hiç beklemediğimiz bir taleple karşı karşıya kaldık. Tabii, bu sene daha hazırlıklıyız. 

İhracat ne düzeyde büyüdü bu süreçte?

İhracat aynı seviyede büyümedi. Çünkü Avrupa tamamen kapandı. İhracatın bir kısmını Türki cumhuriyetlerine yaptık. Irak aynı devam etti. İsrail pazarı daraldı. Dolayısıyla ihracatta benzer bir büyümeyi göremedik. Şu anda 30’un üstünde ülkeye ihracat yapıyoruz. Bunu artırmak için çaba gösteriyoruz. Yeni yeni Gürcistan pazarına girilmeye başlandı. Bulgaristan, Romanya gibi böyle yakın ülkelere gidebiliyoruz. Yunanistan’a 7 gün kalma zorunluluğu nedeniyle gidemiyoruz. Biz tüm bu gelişmelere karşı aldığımız önlemler dışında işletme sermayesine ve nakit yönetimine daha çok odaklandık. Yatırımlarımıza devam ettik. Ar-Ge için 30 milyon TL yatırım yaptık. 

Ar-Ge konusuna değinmişken yaptığınız çalışmaları biraz açımlar mısınız?

Ar-Ge harcamalarında Türkiye’deki 250 şirket içinde yer alıyoruz. Boyada Ar-Ge gerçekten önemli. Fark yaratan ürünlerle piyasada olmanız önemli. Dolayısıyla Ar-Ge sürekli işimizin merkezinde bulunuyor. Ar-Ge’siz hareket edilemez bir noktadayız şu anda. Bizim boyada 2014 yılından beri onaylı bir Ar-Ge merkezimiz var. 2020 yılında 20 milyon TL Ar-Ge harcaması yaptık. 30 milyon TL’lik de yeni bir Ar-Ge merkezi inşa ettik. Çok gurur duyduğumuz 67 kişilik bir ekip var. Bir tarafta antibakteriyel ürünler, bir taraftan daha sürdürülebilir çevreci ürünler ile ilgili çalışmalara devam ediyoruz. Sabancı Üniversitesi ile beraber yaptığımız nano teknoloji projeleri içinde yer alıyoruz. Ayrıca kimyada da Ar-Ge merkezi belgemiz var. Polisan’ı Polisan yapan reçinelerin raf ömrüyle, ihracatıyla, ithal ikamesiyle ilgili çalışmalar çok yoğun devam ediyor. Tüm projelerin yüzde 70’i müşteri talebiyle ilgili. Yüzde 30’u ise yeni nesil ve teknolojik ürünler ile ilgili. Tüm bu çalışmalar sonucu ortaya çıkan yeni ürünlerin gelirlerimiz içindeki payı yüzde 17,5’e ulaştı. 

Yeni ürünlere değinmişken, 2021 yılı içerisinde yeni ürün yaptınız mı?

Birden fazla yaptık. Antibakteriyel ürünümüz çok revaçta. Ayrıca su bazlı ürünlerimiz de yüksek talep görüyor. Daha önce hatırlarsınız; boyalarda solvent kokusu alırdınız. Onları su bazlı yapmaya başladık. Yağsız yağlı boya diyoruz biz bu ürüne. Çok inovatif bir ürünümüzdür. Diğer yandan çok enteresan bir şekilde hobi boyaları talebi patladı. Özellikle evde oturan kadınlar için hobi boyaları çıkarttık. Bunları su bazlı yaptık. Dolayısıyla boya sizi hiçbir şekilde rahatsız etmiyor. 

İnovatif ürünleriniz tüketici tarafından istediğiniz tepkiyi, yanıtı alıyor mu?

Alıyor. Özellikle anti bakteriyel ürünler istenen yanıtı kesinlikle aldı. Su bazlı ürünler de güzel tepki alıyor. “Kendin boya” trendi yükseldikçe Türkiye’de bu ürünlere olan ilgi de artacaktır. 

Boyaya artık moda olarak bakabilir miyiz?

Boya hayat memat meselesi değil ama güzel bir perakende ürünü. İnsanlar evde durmaktan bunalmış durumda. Dolayısıyla renklerin ruh halindeki etkisi daha da önemli duruma geldi. Bizim makinemizde 7 bin tane renk kayıtlı. Bunların arasından seçim yapmak da zor. Ama insanlar değişiklik peşinde. Fırçayı eline alıp da boyamanın ne kadar kolay olduğunu gördükçe değişik renklerde boyaya talep de artıyor. 

Peki, bu talebi üretici olarak sizler mi ortaya çıkarıyorsunuz, yoksa tüketici tarafından gelen talepleri mi dikkate alıyorsunuz?

Aslında boya sektörü tekstil sektörünü izliyor. Dünyada moda ne renkse belli bir gecikmeyle o duvarlara da yansıyor. İnsanlar o renkleri tercih ediyorlar. Mesela toprak renklerinde veya gride gördük onu. Grinin 20 tonu diye bir kartela çıkardık ki yok satıyor. Bir trend olduğu muhakkak ama bizim 3 bin 500 tane makinemiz var sahada. Ve o makinelerin bütün verilerini toparlayabiliyoruz. Bu verilerle Türkiye’nin renk haritası diye bir çalışma yaptık. Hangi bölgede ne tonlar tercih ediliyor vs. bunları çok yakından takip edebiliyoruz. 

Sektörde kendinizi nasıl konumlandırmış durumdasınız, liderlik silsilesi içinde baktığımızda?

Biz çok önemli, lider markalardan biriyiz. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Tabii, bunu dekoratif tarafta yani inşaat boyaları tarafında çok daha iyi görüyoruz. 

İddialı olduğunuz alanlar hangileri?

Ana ağırlığımız dekoratif boyalardadır, inşaat boyalarındadır. Tekne boyaları, ahşap mobilya boyaları, çelikle ilgili sanayi boyaları da ürün gamımızda var. Yalıtım malzemeleriyle ilgili bir paket yapıyoruz. Onlarla ilgili çok güzel çalışmalar yapıyoruz. 

Yalıtım kategorisinde yerel yönetimlerle mi yoksa STK’larla mı işbirliği içerisindesiniz?

Sahada profesyonel satış temsilcilerimiz var. Bu sitelerin veya binaların yönetimleriyle birlikte termal kameralarımızla binalarda çekim yapıyoruz. Isı kaçaklarını tespit ediyoruz. Doğru bir yalıtım uygulamasıyla bunun ne kadar azaltılabileceği konusunda teknik bir rapor hazırlıyoruz. Gezen ekip bizim ekibimiz ama bayilerimizin de müşterilerini getirdiği oluyor. Türkiye genelinde 5 bine yakın bayimiz var.

Polisan Shop şeklinde mi yoksa karma mı bayileriniz?

Bir kısmı Polisan Shop bir kısmı karma. Bazı yerlerde birden fazla markayı satan bayilerimiz de var, bazıları da yüzde yüz Polisan ürünleri satıyor. 

İstihdam politikanıza da biraz değinelim…

Şu anda Polisan Holding bünyesinde 1.250 çalışanımız var. Bunun aşağı yukarı yarısı boyada çalışıyor. Boyada geçici işçiler de var. Bir kısmı da liman şirketimiz olan Poliport’ta çalışıyor. Şu anda hibrit çalışma düzenine alışmaya çalışıyoruz. Ofiste çalışanları toplamın yüzde 30’unda tutmaya çalışıyoruz. Zaten dönüşümlü olarak çalışıyoruz. Sahada çalışan mavi yakalı arkadaşlarımıza sürekli sağlık taraması yaptırıyoruz. Genç PKB projemiz kapsamında 20 yeni mezun arkadaşımızı işe başlattık. Onları oryantasyon programına tabi tutuyoruz şu anda. 2021’i daha çok mühendislik tarafında verimlilik konularında ve gelişim ağırlıklı geçirmek peşindeyiz. Ayrıca Satış Akademisini de kurduk. 

Yılı cirosal anlamda nasıl kapatmayı hedefliyorsunuz?

Bu yıla iyi başladık. Planlarımızın da üzerinde gidiyoruz. Ocak-Şubat-Mart gayet iyi geçti. Ama pandemideki kısmi kapanmalar, Ramazan, bayram derken ikinci çeyrekte bir miktar yavaşlama olacaktır. Şu anda Türkiye’nin özellikle ithal girdiyle iş yapan sektörlerindeki tedarik zinciri tuz buz oldu. Amerika’da Texas’a kar yağdı. Onun zincirleme reaksiyonuyla Avrupa’da fabrikalar durdu. Dünyanın en büyük kimya devleri forsmajör ilan ettiler. Fiyatlarda döviz bazında bir artış var. Sadece boya sektörü için değil plastik ve otomotiv sektörüne kadar birçok sektörde geçerli bir durum bu. Özetle üretim yapılamayacak noktaya geldi. Buna bir de Süveyş kanalındaki tıkanıklığı ekleyebilirsiniz. 

Bu krizi nasıl yönetiyorsunuz peki?

Dünyanın en büyük kimya üreticilerinden Dow Chemical ile bizim bir ortak şirketimiz var. O bize çok büyük güvence sağlıyor. Gelişmelerden önceden haberdar olup plan yapmamız için bir fırsatımız oluyor. 2019’un başında 55 milyon Avro yatırımla Gebze’de Endüstri 4.0 standartlarında bir fabrika kurduk. Türkiye’de böyle bir fabrika olduğunu ben düşünmüyorum. Robotların çalıştığı mükemmel bir boya fabrikamız var. Tek vardiyada 180 bin ton boya üretebiliyoruz. Hiç fabrikaya gitmeden üretim yapabilecek bir noktadayız yani. Tabii, onunla ilgili kullanılan kredilerle ilgili bir döviz pozisyonu açığı var. Onun da yarısını hedge ettik, diğer yarısını açık pozisyon olarak tutuyoruz. Dalgalanmalarda daha sabit kalmaya çalışıyoruz. 

Son olarak sürdürülebilirlik politikanızı da konuşalım…

Bu holdingin genlerine işlemiş bir şey. Rahmetli Kurucumuz Necmettin Bitlis bu konulara çok önem veriyordu hakikaten. Bitlis Ailesi sadece ekonomik kazanç peşinde olan bir grup asla olmamıştır. Hem içinde bulunduğu topluma fayda sağlamak için çok caba göstermiş hem de yaptığı işi sorumlu bir sanayici yaklaşımıyla yapmaya çalışmış. O yüzden hem çevresel anlamda hem iş sağlığı ve güvenliği anlamında çok güzel işler yapıyoruz.