
İMES’in başarılı olması, yönetim olarak sahayı iyi tanımalarından kaynakladığını söyleyen Kocaeli-Gebze VI. (İMES) Makina İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Bölge Müdürü Onur Kesici; “Bir proje geliştirirken; sırf moda diye, herkes yapıyor diye, çok rövanşta diye yapmıyoruz. Bize gelen talep neyse, arzda ona göre oluşur. Dolayısıyla, başarımızın sırrında arzın talebe uygun oluşturulması var” dedi.
Sanayici için en önemlisinin ‘öngörülebilirlik’ olduğunu ifade eden İMES OSB Bölge Müdürü Onur Kesici, diğer taraftan sanayicinin şu an yatırım yapacak sermaye bulamadığını ve dolayısıyla yatırım iştahının düştüğünü söylüyor. Pek çok kaygı ile mücadele ettiklerini söyleyen Kesici, yine de bu yıldan beklentilerinin olduğu da ekliyor.
Kocaeli-Gebze VI. (İMES) Makina İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Bölge Müdürü Onur Kesici ile İMES OSB’nin projelerini gündeme getirdik ve ayrıca geçtiğimiz yılı değerlendirerek, sanayicinin bu yılki beklentilerini de konuştuk.
Onur Bey, öncelikle ekonomi verileri ışığında 2025’i nasıl değerlendirirsiniz?
Merkez Bankası 2025 Ocak ayında bir faiz döngüsüne girmişti ama 2025’in Mart ayında yaşananlardan dolayı da piyasa etkilendi, faiz arttırılmak zorunda kalındı. Böylece 2025 yüksek faizli bir dalgayla geçti. Özellikle İran – İsrail savaşı de etkiledi ülkemizi. 2026’ya daha mutlu başladık. Merkez bankasının rezervleri arttı, faiz indirimi döngüsüne gireceğini söyledi. Dolayısıyla bu yıl sanayicinin beklentisi piyasanın bollaşması. Döviz kuru çok düşük kaldı, bu alanda da serbestleşme bekleniyor. Ülke içerisinde dövizin fiyatı yeteri kadar artmadığı için ihracatta hala zorlanılıyor. Faizler düşme döngüsüne girdi ama bankalar da çok temkinli. Biz o faiz döngüsünün olası sonuçlarını hissedemiyoruz. Böyle olunca bu yılın da geçtiğimiz yıldan farkı kalmamış oluyor bizim açımızdan. Sanayicinin artık sabrının son noktaya geldiğini düşünüyorum. Pazar kaybetmekten geçtim artık müşteriler ile aradaki diyalog kopmaya başladı. Sanayici artık pazarlardaki ağırlığını tamamen kaybetmeye başladı.
Türkiye sanayi yatırımlarını bir “baby industry” olarak düşünebilirsiniz aslında. Nasıl ki, bir bebeği büyütene kadar elinden tutarsınız, kaldırırsınız, beslersiniz, ek gıda verirsiniz. Nihayetinde onun ayağa kalkıp yürüyebilmesi için desteklenmesi gerekir. Sanayi yatırımları da aynı şekilde… Şu an yatırım yapacak sermaye bulunamıyor maalesef. Artık sanayici açısından başka bir noktaya gidiyor gibiyiz. Yatırım iştahı önemli ölçüde düştü diyebiliriz. Geçen sene yine de ‘piyasa nasıl olsa düzelir, ben yatırım yaparım’ denilebiliyordu. Bu yıl bunu da duymamaya başladık. Pek çok kaygı arasında mücadele etmeye çalışıyoruz…
Bakanlık tarafından toplamda 45 şehri kapsayacak 14 yeni OSB müjdesi verildi. Hükümetin yeni yatırım alanları açmasını nasıl yorumlarsınız?
Yatırım alanlarının açılması kıymetli. Nihayetinde bir noktada bu durumların düzeleceğine inanıyoruz. Ülkenin iç kısmında oluşturulacak olan bu sanayi hattı çok kıymetli. Çok önemli bir vizyon, başından beri destekliyoruz. Bu günün şartları içerisinde yapılması çok zor gözükse de devletler bu günü değil geleceği düşünürler. Bölgesel kalkınma adına çok kıymetli buluyorum. Ama şimdiye baktığımızda yerinde büyümek kısmı daha gündemde bir konu. Çünkü en kolay yatırım yerinde büyümek. Firmaların nihai talebi, bu günün rasyonel projesi olarak da bu yönde. Nedeni ise, zaten para kıt. Hali hazırda bir yere gitmek çok mümkün değil. Dolayısıyla birincil strateji bu oluyor. Hali hazırdaki kapasiteyi arttırmak böyle zamanlarda birincil strateji olmalı. Daha sonra tabi ki bir vizyon ortaya konmalı…
Malum bir deprem ülkesiyiz. Sanayi yatırımlarını bu gerçeğin ışığında konuşursak, neler söylemek istersiniz?
Öncelikle, depremlerde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum… Konuya şöyle baktığımız zaman, deprem bölgelerini bu kadar çabuk ayağa kaldıran endüstri oldu aslında. Başta Hatay ve Gaziantep olmak üzere… Depremde sanayi kıymetli bir işlev görüyor bence. Örneğin, İstanbul’da bir deprem olsa -ki dilerim hiç böyle bir felaket yaşamayız; İMES İstanbul’u her anlamda kalkındırır; gıda, lojistik, barınma vs… Biz 6 Şubat depremlerinde ilgili bölgelere hemen ertesi günü 14 tane yardım tırı gönderdik. Bu kapasiteyi önemsemek gerekir.
‘Yeşil OSB’ olma yolundaki çalışmalarınızdan da bahseder misiniz?
İMES OSB olarak ‘Yeşil OSB’ olma yolunda ilerliyoruz, bütün süreçlerimizi tamamladık. Bu konu çok önemli aslında pandemi döneminde ertelenmiş bir konu. Sanayici aslında bu konuda bilinçli. Burada bizim gördüğümüz en büyük tehlike, burada istenen şeylerin her birinin bir maliyet olması. Böyle bir dönüşümün ortasında sanayicinin yatırım yapma kapasitesinin düşmüş olması. Yoksa böyle bir süreç bizim için de çok öğretici oldu. Biz de yaklaşık 15 firmaya ücretsiz Kalkınma Ajansı desteği ile karbon ayak izi ölçümü yaptık ve raporladık. Sürekli projelerle sanayicileri desteklemeye ve bu sürece adaptasyonunu hızlandırmaya çalışıyoruz.
İMES OSB’nin gündemindeki güncel projeleri nelerdir?
Şu an için genişleme projesi yapıyoruz, alan büyütüyoruz. Yaklaşık 50 yeni firmayı ekosisteme dahil etmek istiyoruz. Şu ana kadar 16 tane talep aldık. Birincil motivasyonumuz organizenin kapasitesini büyütmek. İkincisi, sanayicinin ihtiyaç duyduğu ekosistemi oluşturmak. Buranın yaşayan bir bölge olması için çalışıyoruz, örneğin geçtiğimiz yıl 8 yeni banka geldi bölgemize. Şu an için otelimiz yapılıyor. Eczaneler, sanayicinin ihtiyaç duyduğu dükkanlar başta olmak üzere bir çok yeni dükkan eklendi. Bizler altyapıyı yaparken, üstyapıdaki ekosistemin de canlanması için uğraşıyoruz. Bir de tabi ki ‘yeşil mutabakat’ var. Bu yıl inşallah “Yeşil OSB” olacağız. Geçen yıl Avrupa Kalite Ödülü EFQM kapsamında 3 yıldız seviyesine ulaştık, bu yıl ise kurumsal mükemmellik yolculuğumuzu bir adım ileri taşıyarak 4 yıldızlı OSB olmayı hedefliyoruz. Firmalara bültenlerle yeni pazar araştırmalarımızı bildiriyoruz. Nitelikli ara eleman yetiştirmek için eğitimlerimize devam ediyoruz. Kocaeli Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi ile de bu konuda işbirliği içerisindeyiz. Gebze Ticaret Odası ve Kocaeli Sanayi Odası ile de işbirliklerimizi sürdürüyoruz.
Firma sayısı dolayısıyla Türkiye’nin en büyük İhtisas OSB’siyiz. Bizim temel motivasyonumuz sanayicinin ihtiyaç duyduğu çalışanlar. Çalışanların yüzde 80’i ki bunların yarısı üniversite ve MYO mezunu, diğer kısmı ise teknik işlerde çalışan insanlar. İMES olarak biz Mükemmeliyet Merkezimiz ve İMES Kariyer portalımızla, bütün alanlardan başvuruları toplayarak firmalara iletiyoruz.
Savunma Sanayiine Mühendis Yetiştirme Programının 4.’sü başlayacak önümüzdeki hafta ve yaklaşık 3 ay sürecek, eğitimlere de önem ve ağırlık veriyoruz. Bu güne kadar bu program ile 141 kişiyi işe yerleştirdik. Birçok alanda yine eğitim programlarımız devam ediyor. Aslında biz talebe göre arz oluşturuyoruz, İMES’in başarısı buradan geliyor. Özellikle saha araştırmaları yapıp, taleplere önem verip ona göre uyguluyoruz. Biz aslında sahayı okuduğumuz için başarılı oluyoruz.
Aslında baktığınız zaman başarımızın sırrında; arzın talebe uygun oluşturulması var. Bir şeyi sırf moda diye, herkes yapıyor diye, çok rövanşta diye yapmıyoruz. Sihir burada; talep belli, arz ona göre oluşur. Bunun temeli de sahayı iyi tanımaktan geçiyor aslında. Sahasını iyi tanımayan yapıların başarılı olma şansı yok. Bu ülkeler için de böyle, firmalar için de böyle, organize bölgeler için de böyle…
Son olarak, 2026 ile ilgili beklentileriniz nelerdir?
Birincisi öngörülebilirlik, içinde hukukun da ekonominin de bulunduğu her şeyi kapsayan bir öngörülebilirlik. Sanayicinin en büyük beklentisi; ‘ben bu işi yapacaksam başıma bir şey gelmesin, önümü görebileyim’ oluyor. Bu anlamda da piyasaya güven vermek gerekiyor. Biz İhtisas OSB olarak yatırımlar yapmaya, istihdam üretmeye, alanlar açmaya gayret ediyoruz. Yine tekrarlamak istiyorum; arz talebe göre oluşturulur. Bu yıl finansmana erişimin daha rahat olacağını ve bu anlamda olumlu adımlar atılacağını düşünüyorum.
