RÖPORTAJ — 28 Kasım 2014 at 19:10

SÜPERPAK LİDERLİĞE OYNUYOR

IMG_0915

Ambalaj sektöründe bir dünya devi olan Mayr-Melnhof’un (MM) Türkiye’de ki yatırımlarını ve vizyonunu konuştuk. Sektöre 2008 yılında İzmir yatırımıyla başlayan Mayr-Melnhof’un Türkiye Direktörü Atilla Çallıoğlu, firmanın Karaman ve Gaziantep’teki yatırımlarının gerekçelerini anlattı. 2016’da ise İstanbul’da yeni bir yatırıma hayat vereceklerini müjdeleyen Atilla Çallıoğlu, Mayr-Melnhof’un Türkiye’deki fabrikalarıyla Ortadoğu ülkelerinin merkezi olacağını söyledi…

Süperpak, 1984 yılında İzmir’de kurulan bir ambalaj firması. Bugün İzmir, Karaman ve Gaziantep’te tesisleri bulunan Süperpak, 2008 ve 2011 yıllarındaki hisse devirleriyle Avusturyalı Mayr-Melnhof Grubu’na dahil oldu. Süperpak’ın kurucusu ve şimdi Mayr-Melnhof Türkiye Ülke Direktörü olan Atilla Çallıoğlu İstanbul tesisini de 2016 yılında faaliyete geçirmeyi planlıyor.

Mayr-Melnhof Türkiye Ülke Direktörü olan Atilla Çallıoğlu ile MM-Süperpak’ın globalleşmesini ve lokaldeki yatırım stratejisini ve ambalaj sektörünü konuştuk…

Ambalaj sektörüne girmeye nasıl karar verdiniz kısaca anlatabilir misiniz?

Süperpak 1984 yılında kuruldu. 1987’de bugünkü yerimize geldik. Daha önce Karabağlar da küçük bir atölye idik. 1980’den sonra Dünya da hakim olmaya başlayan tüketim ekonomisi anlayışı Türkiye’yi de kasıp kavurdu ve hala da bu süreç devam ediyor.. O yüzden bizde seksenlerde var olan bir firma olarak iyi bir zamanlamaya denk geldiğimizi düşünüyorum. Bu süreç bizim sektörde kalıcılığımızı belirleyen ve büyümemizi sağlayan bir anlayışa sahipti. ..

Biz ofset kartonda sektörün ilklerinin içerisinde yer alıyoruz. O dönemde ambalaj sektöründe, İstanbul’da Cem Ofset, Duran Ofset, Odak Ambalaj gibi söz sahibi firmalar vardı. Daha çok oluklu mukavva sektörü ön plandaydı. 1987’den sonra bizde o atılımda yerimizi aldık. Ben ilk 1975 yılında Tire Kutsan da ambalaj sektörüne giriş yaptım. Tire Kutsan’ın ilk çalışanlarındanım. 1982 yılında oradan Genel Müdür muavini olarak ayrıldım. Bir sene Omsaş’ta çalıştım. 1984 yılında da kendi iş yerimi kurdum. Ben yurtdışında bir üniversite de makine mühendisliği bölümünü okudum ve bitirdim. Kısacası bu işin alaylısı değildim. Sektör de var olmaya başladığımda tecrübelerim vardı ve bu tecrübelerime de her gün yenilerini ekleyerek, bugünkü noktalara geldik.

 

Pekiyi tüm hissenizi yabancı ortağa devir kararını nasıl verdiniz?

Ambalaj sektöründe İstanbul bizden hep bir adım önde idi. Neden? Çünkü ambalaj sektörünün yaklaşık yüzde 70’i İstanbul’da… Sektörde tecrübemiz arttıkça maliyet unsurlarını da öğrenmeye başladık. Ve anladık ki, ürününüzü İzmir’de üretip İstanbul’a satmak güç. Bizim sektöre girdiğimiz dönemde enflasyon çok yüksekti. Yüzde 20’nin üzerindeydi ve daha iyi para kazanabiliyorduk, maliyeti müşteriye yansıtabiliyorduk. Fakat enflasyonun aşağı düşmesiyle beraber karlılık azaldı. Ve bu karlılık oranı ancak ciroyla sağlanabilirdi. Ama şirketimizin mevcut yapısı ile o ciroyu yakalamak zor idi. Bu nedenle bizi büyütebilecek alternatifleri düşünmeye, dikkate almaya başladık…

2004 yılında Avrupa’nın ambalaj devi Avusturyalı Mayr-Melnhof Grubu İzmir-Tire’de sigara ambalajına yönelik bir tesis kurdu. Ve Mayr-Melnhof artık Türkiye’deydi… MM’in Ofset ambalaj sektöründe; Avrupa’daki hakimiyetini, Türkiye pazarında da kurabilmek için Mayr-Melnhof Grubu ile görüşmelere başladık… 2008 yılında 3 yıl opsiyonlu yüzde 60’ta anlaştık. 2011 yılında da yüzde 40’ı verdikten sonra tüm hissemin tamamını MM’e devretmiş oldum. Hemen ardından Karaman projesi gerçekleşti. Ondan sonra 2014 yılı başında da Gaziantep projesi başladı. Büyük bir ihtimalle de 2016 yılında İstanbul projesi hayat bulacak.

İzmir, Karaman, Gaziantep sanayisinde yer alan  fabrikalarımız MM’in Türkiye’deki portföyüne cevap verebilmekteler. Ama MM’nin Avrupa’daki bütün portföyü çok uluslu firmalar. O yüzden Avrupa’daki gibi burada hizmet veremiyor. Bu hizmet seviyesini Avrupa’ya paralel hale getirebilmek için istanbul’a ayak basmak şart! Ancak o zaman ambalaj sektöründe, Türkiye pazarının sektör liderliğini ele geçirebiliriz..

 

Siz şu an çalışmalarınızı profesyonel yönetici olarak mı devam ettiriyorsunuz?

Önceden işvereni olduğum firmada şuan için hisse payım olmasa da, 2011’den bu yana profesyonel yönetici olarak çalışıyorum ve büyük ihtimalle de çalışmaya devam edeceğim. En azından İstanbul Projesinin sonuna kadar… Bu pek olağan bir şey değil ülkemizde. Ben fabrikamım satışını gerçekleştirdikten sonra, tüm kazanımlarımı nakite dönüştürüp emekli olabilirdim ama olmadım. Profesyonellik de benim için çok önemli. Bütün yaptıklarımda bunun ispatıdır…

Bugün totalde ne kadar istihdamınız var?

MM-Süperpak İzmir ve Karaman fabrikalarımızda toplam da 350 çalışanımız var.  Ama Gaziantep’teki fabrikamızda henüz sayımız düşük. Aslında orası İzmir ve Karaman’dan büyük. Çünkü Gaziantep fabrikası Ortadoğu ve Akdeniz için tasarlandı. Yani orası ihracat ağırlıklı olacak. Karaman kendi lokasyonun da çalışıyor. İzmir de şu an için diğer bölgelere ve ağırlıklı olarak Marmara Bölgesine hizmet veriyor.. İstanbul fabrikası tamamen farklı amaçta olacak ve çokuluslu şirketlere dönük bir şekilde çalışacak.

Bu yapılanma süreci devam edecek mi, yoksa İstanbul’la son mu olacak?

Türkiye projesi İstanbul’la son bulur artık… MM grubu çevremizde Ukrayna, Romanya, Irak ve Ürdünde de faaliyet gösteriyor. Ama benim edindiğim intiba; şimdi Almanya bir bölge, Fransa-İngiltere ayrı bir bölge ve Doğu Avrupa bir bölge olarak yapılanmış. Şu anda biz Avusturya’ya bağlıyız. Tahmin ediyorum ki, İstanbul’da belli bir süre sonra Irak, Ürdün gibi Ortadoğu ülkelerinin merkezi konumunda ayrı bir bölge olacak.

Gelecekte Türkiye’deki ambalaj sektörün yapısal durumunu nasıl öngörmektesiniz?

Maalesef, bizim sektörümüzde yöneticilerin büyük çoğunluğu alaylı ve işini kendisi yönetmek istiyor. Mantık olarak bir sistem kurup, profesyonel çalışmaya yakın değiliz biz. Otonom bir sistemimiz var. Sahiplenme çok ağırlıkta. İkinci nesil daha akademik olacak, alaylı olmayacak… Kısacası, gelecekten umudum fazla…

Ambalaj sektörü bugün itibariyle baktığımızda ne tür sorunlar yaşıyor?

Bakıldığında Türkiye fleksibıl ambalajda çok iyi durumda. Oluklu mukavvada dünya ile entegre durumda. Ofset konusunda da, teknoloji olarak Avrupa’yı yakaladı.

Tüm ambalaj sektöründe bir çok firma, bugün maliyet unsurunu kullanarak yurtdışına ihracat yapıyor. Türkiye olarak avantajlarımız fazla. Bir de şunu gördüm; bizim yurtdışı karlılığımız daha fazla… Tabii pazarı iyi oluşturmak lazım. Zaten MM Türkiye’de bu gücü, potansiyeli görmeseydi gelmezdi…

İnovasyon açısından bakarsak Avrupa ve dünya genelinde Türkiye pazarı nasıl bir durumda?

Maalesef biz inovasyon konusunda biraz zayıfız. Bir de müşteri talebi bunu etkiliyor. Biz lokal çalıştığımız için fazla inovatif olamıyoruz. Çokuluslu firmalar bile Avrupa’da uyguladıkları paketleri Türkiye’de kullanmıyorlar. Türkiye pazarına has hareket ediyorlar. Türkiye pazarında daha çok rakibi kollama, takip etme var…

Bana göre; İnovasyonu etkileyen paketleme standartlarına, getirilen kurallar… Çünkü, inovasyon bedel ödemek demek ve satın alma gücüne göre gelişmekte… Yani pazarın talebinden çok mecburiyetten geliyor. Ama pazar talebinde çok fazla inovasyon yok. Neden? Çünkü tüketici, ekonomik olarak bu bedeli ödeyecek güçte değil… O yüzden üreticilerimiz pazarda, satın alma gücü düşük olduğundan daha ekonomik ambalajlar peşindeler…

İzmirin değişimini ve dönüşümünü son 10 yılı baz alacak olursak nasıl yorumlarsınız?

Sanayici olmayan birinin bakış açısından yola çıkarsanız bugün İzmir, her ne kadar popülasyon olarak 3. sırada yer alsa da Türkiye’deki ticarette ön sıralarda değil… Biraz Adana gibi sanki. Adana’da belli bir yere gelenlerin hepsi İstanbul’a gitti. İzmir’de ise tesisini taşıyamayan merkezini İstanbul’a taşıyor. İzmir ile ilgili tarımsal bölge algısı var. Doğru perspektiften bakıldığında, İzmir limanı ulaşım ve transferler bakımından İstanbul limanları kadar avantajlı… Bugün diğer sektörleri bilemem ama kendi sektörümde yani ofset ambalajda İzmir’de Türkiye pazarı için söz sahibi çok sayıda firma yok, bunun için talep de yok… Sektöre yeni dahil olduğum yıllarda, yani 1984’te İstanbul dominant idi, bugün de hala İstanbul dominant… İzmir sanayi anlamında bir Gaziantep, bir Kayseri kadar gelişmemiş durumda. İzmir de  turizm ve tarım ön planda…

Toparlayacak olursak gerekse vermek istediğiniz son mesajınız nedir?

Türkiye’nin Avrupa ile olan entegrasyonundan sonra gördüm ki; biz çok daha zekiyiz daha çalışkanız. Türkiye bana göre, çok iyi bir değer ve çeşitlilik olarak zengin bir ülke. Türkiye’nin gelecekte Dünya’nın en büyük ekonomileri içerisinde hak ettiği yerini alacağından herkes gibi eminim…