RÖPORTAJ — 1 Ocak 2015 at 15:54

OZANTEKS YÖNETİM KURULU BAŞKANI ZAFER KATRANCI: TEŞVİK GELİRSE İHRACATIMIZ 150 MİLYON DOLARA ÇIKAR!

IMG_0941

 

Otuz yıldır ihracat yaptıklarını, ortalama ihracat rakamlarının yıllık 70-80 milyon dolar olduğunu vurgulayan Ozanteks Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Katrancı, Denizli’nin uzun yıllardır mahrum kaldığı teşviklerden yararlanması durumunda firma olarak 150 milyon dolar ihracat hedefine ulaşacaklarını ifade etti.

 

Bir tekstil kenti olan Denizli’de Ozanteks de köklü tekstil firmalarından birisi. Kırk yılı aşkındır üretim yapan Ozanteks, havlu ve bornoz üretimi yanında Hobby markasıyla ev tekstilinde markalaşmaya çalışıyor. Ozanteks’in hedeflerini ve Denizli’de tekstilin markalaşma çabalarını Ozanteks Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Katrancı ile konuştuk.

 

Ozanteks’in üretim ve ihracat rakamlarını paylaşır mısınız?

1972 yılında Ozanteks’i kurdum. Oğlum da 1972 yılı doğumlu; onun ismini şirkete verdim. 1985’e kadar iç piyasa ağırlıklı çalıştım. 1985’te ihracata ağırlık verdim ve o yıldan bugüne kadar da üretimimizin yüzde 85’i ihracata dönük. Ortalama ihracat rakamlarımız 70-80 milyon dolar olarak devam ediyor. Toplam üretimimiz de 90-100 milyon dolar civarında.

 

Ozanteks olarak markalaşmaya bakışınız nedir? Bu yönde neler yapıyorsunuz?

Denizli’de sayıları her geçen gün artan birkaç firma kendi başına markalaşmaya başladı. Marka olabilmek 3-5 yılda, 10 yılda başarılacak bir hedef değil. Biz de Hobby Home Collection olarak markalaşmak için 15 yıl önce yola çıktık. Ve ince uzun bir yolda devam ediyoruz. Ocak ayında Moskova’da bir depo ve showroom açıyoruz. Şu an hazırlıklarımız bitti. Şirketimizi orada kurduk. Orada da ince ve uzun bir yol olduğunu çok iyi biliyorum.

 

Markalaşma konusuna Denizli Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanvekili Süleyman Kocasert arkadaşımız bunun üzerinde duruyor. Denizli Sanayi Odası da bu konuda destekçi. Yani önce marka şehir kavramı ile yola çıktık. Denizli’nin marka olma eğilimi bizim gibi firmaların yolunu açacaktır. Frankfurt’ta düzenlenecek Heimtextilfuarında Denizli’nin marka şehir olduğunu göreceksiniz.

 

Denizli havlu ve bornoz üretimi üzerine yoğunlaşmış durumda ama ev tekstili denince farklı ürünler de var. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Denizli bir bütün olarak havlu konusunda marka şehir olmuştur. Özellikle Avrupa’da; Almanya, İngiltere, Fransa gibi ülkelerdeki mağaza zincirlerinin müdürleri, aracı firmalar havluda ilk olarak dünyada Denizli’yi dile getiriyor. Ancak ev tekstiliyle ilgili Denizli’de üretim yapan arkadaşlarımız ve biz de Avrupa’da markalaşamadık. Şimdi bizim firmamız gibi birkaç firma nasıl havluda iyi bir noktaya geldi ise; şimdi de ev tekstilinde de iyi bir noktaya gelebilmek için çalışılıyor. Hobby markasıyla Türkiye’nin her tarafında bayilerimiz var. Satışlarımız iyi. Bunu Avrupa’da da yapmak için bir hamle başlattık. Özellikle bu sene başladık. Önümüzdeki sene artarak sürecek. Havlu gibi ev tekstilinde de markalaşma uzun yol alacaktır. Ev tekstilinde de hemen 3-5 yılda markalaşmak mümkün değil. Ben 30 yıldır ihracat yapıyorum. Üretimi de ihracatı da öğrendik ve tecrübe kazandık. Biz öte yandan bayan iç çamaşırı da üretiyoruz ama bunu pek kimse bilmez. Tamamen Avrupa’ya satıyoruz, iç piyasada yokuz. Özetle; markalaşmak için Denizli’nin bir gayreti var. Bu yönde hem firmalar olarak hem Denizli olarak daha iyi bir noktaya gelineceğine inanıyorum.

 

Denizli, geçmiş yıllarda teşvik sisteminden kısmen yararlandı ama son yıllarda teşvikten yoksun kaldı. Bu konuyu nasıl yorumluyorsunuz?

Rahmetli Özal’ın bu ülkeye büyük katkısının olduğuna inanan sanayicilerden birisiyim. Bırakın Denizli’yi, İstanbul’u, Türk insanının onun dönemine dek ihracatı, ithalatı pek bildiğine inanmıyorum. Hep yabancı uyrukluların elindeydi ithalat-ihracat. Ama bugün ülkenin en ücra köşesinden ithalatı-ihracatı yapabiliyoruz. Bunun temelini rahmetli Turgut Özal atmıştı. Özal döneminde tekstile teşvikler verildi. O yıllarda yararlandık. Bizim büyümemizde katkısı oldu. Bu 3-5 yıl devam etti. Özal döneminden sonra Çiller döneminde navlun teşviği verilmişti. Onun da bir faydasını gördük. Ondan sonra teşvikler kaldırıldı. Enerjide, SSK konusunda kısmen de olsa teşvik verin biz de kalkınalım diye hep serzenişte bulunduk ama ne yazık ki pek itibar edilmedi.

 

Hükümet yetkilileri teşvik konusunda yeni teşvik verme yerine, teşvikli bölgelerde fabrika kurulmasını tavsiye ediyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Uşak çok iyi gelişti son aldığı teşvikle. Gelişsin, her şehrimiz gelişsin. İşçi sayısını arttırdı, fabrikalar yatırım yaptı, ihracatını arttırdı. Zaten cari açığı azaltabilmek için ihracata yüklendik. Denizlide cari açık vermeyen şehirlerden bir tanesi. İthalatı az, ihracatı çok iyi bir konumda. Tamam Uşak’a gidelim. Benim burada 2.000 çalışanım var. Fabrikamı Uşak’a taşırsam ne olacak? Burada çalışan kardeşlerimiz ne olacak? Çalışanları mı cezalandıracağız? Bunu da düşünmek lazım. Burada tekstilde yaklaşık 160-170 bin kişi çalışıyor. Diyelim ki 3-5 fabrika buradan gitti. O kadar çalışanı nereden bulacak bir anda. Bu işleri çok dengeli konuşmak lazım. Tekstilde Denizli’nin şu an bir şekilde teşvik alması lazım. Teşvik derken; SSK’da bir miktar olmalı, enerjide, navlunda ve Ar-Ge’de olmalı. Bunlar olursa Denizli kalkınmada bir hamle daha yapar.

 

Rusya açılımından söz ettiniz, diğer pazarlara bakışınız nasıl?

Şimdi Rusya’yı ele alırsak; son 3-5 aydan beri Ukrayna’dan dolayı parası ciddi anlamda değer kaybetti. Bu böyle kalacak anlamına gelmemeli. Rusya bizim için tekstille ilgili büyük bir pazar. İkili ilişkilerimiz de son günlerde iyi gidiyor. Bu süreci çok iyi değerlendirmek lazım. Avrupalılar siyasi nedenlerle Türkiye’nin yaklaşımından kaygılanmaya başladılar. İkili ilişkiler iyi geliştirilirse İran’a çok iyi mal satma şansımız var. Azerbaycan’a var. Üretim arttıkça Amerika pazarını da hedefe koyarız.Biz sanayici olarak pazar buluruz, yeterki sanayici rahat bir nefes alsın.

 

Denizli, bulunduğu coğrafi konum itibariyle ulaşım sıkıntısı yaşıyor mu?

Liman açısından hiçbir sıkıntımız yok. Limana 200 km’lik bir mesafedeyiz ve yollarımızda gayet iyi. Aydın’dan buraya otoban, buradan Antalya’ya otobanlarımız açılırsa biraz daha iyileştirilecek. Demiryolu tam anlamıyla faaliyete geçmedi. Demiryolu şu an karayolundan daha pahalı. Zamanla o da çözüme kavuşacak.

 

Malum Türkiye’nin bir 2023 hedefi var ihracatta ama gelişmelere bakılırsa bu hedefi yakalamak çok zor gözüküyor. Sizce Denizli 2023 hedefini yakalayabilir mi?

Bu koşulları yakalayabilmek için yapılması gereken işler var. Yani SSK’da, navlunda, elektrikte teşvik verdiğin zaman Denizli sanayicisi başka yere yatırım yapmaz. Biraz para kazandığı zaman mutlaka yatırım yapar. İplik sektörü Denizli’de yok. Mesela kaynak arttırmaya başlarsam Denizli’de iplik fabrikası yaparım. Orada 200-300 tane eleman çalışmaya başlar. Artı, dokumama ilave yaparım, ihracatımı 70-80 milyon dolardan 150 milyon dolara çıkarmak için çalışırım. 2023 ihracat hedefi olan 15 milyar doları yakalamak için şimdiden hazırlık yapmak lazım. Yapamazsak o rakamları yakalamak çok zor.