
Bilimsel verileri, akademik iş birliklerini ve uzun vadeli planlamayı kent yönetiminin merkezine aldıklarını söyleyen İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, “2035 vizyonumuzu tesadüflere değil bilime dayalı bir dönüşüm modeliyle şekillendiriyoruz. Sanayiden tarıma, turizmden kentsel dönüşüme uzanan bu yaklaşım ile şehrin geleceğini bugünden inşa etmeyi hedefliyoruz” dedi.
İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ın ortaya koyduğu 2035 vizyonu; plansız büyüme yerine veri odaklı yönetimi, geleneksel belediyecilik anlayışı yerine akademik iş birliklerini ve kısa vadeli çözümler yerine sürdürülebilir kalkınmayı esas alıyor. Üniversitelerle yürütülen çalışmalar, düzenli olarak yayımlanan istatistik raporları, kentsel dönüşüm projeleri, tarım politikaları, turizm yatırımları ve dijital belediyecilik uygulamaları bu vizyonun temel yapı taşlarını oluşturuyor.
Bilimin rehberliğinde şekillenen bu model, İnegöl’ün yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir şehir olmasını değil; değişen dünyaya uyum sağlayan, ekonomik çeşitliliğini artıran, kültürel mirasını koruyan ve yaşam kalitesini yükselten örnek bir kent kimliğine kavuşmasını amaçlıyor. Başkan Alper Taban ile İnegöl’ün geleceğini şekillendiren projeleri ve 2035’e uzanan yol haritasını tüm ayrıntılarıyla konuştuk.
İnegöl’ün gelecek vizyonunu nasıl tanımlıyorsunuz?
İnegöl; üretim yapan, ihracat gerçekleştiren, girişimci yetiştiren ve sürekli yeni markalar çıkaran çok güçlü bir şehir. Biz göreve geldiğimizde ilk olarak bu gücü doğru okumak istedik. Bugünü yönetirken geleceği de planlamak gerekiyordu. Bu nedenle 2019 yılında üniversiteler, sektör temsilcileri, kurumlar ve uzman ekiplerle birlikte İnegöl’ün 2035 projeksiyonunu hazırlamaya başladık. Önce şehrin mevcut fotoğrafını çektik, ardından 15 yıl sonra nerede olması gerektiğini ortaya koyduk.
2035 vizyonunda hangi başlıkları ele aldınız?
Nüfus, trafik, konut, sanayi, ticaret, çevre, afet riski, altyapı ve kentsel dönüşüm başta olmak üzere şehri ilgilendiren hemen her alanı değerlendirdik. 2035 yılında yaklaşık 485 bin nüfusa ve 163 bin civarında araç sayısına ulaşabileceğimizi öngördük. Bu rakamlar bize ulaşım sisteminden çevre yollarına, yeni yerleşim alanlarından altyapıya kadar pek çok konuda bugünden hazırlık yapılması gerektiğini gösterdi.
Yani kararlar bugünün değil, geleceğin verilerine göre mi alınıyor?
Kesinlikle. Şehir yönetimini günlük kararlarla sürdüremezsiniz. Ana ulaşım damarlarının nerede açılacağı, sanayinin hangi bölgede gelişeceği, konut stokunun nasıl dönüşeceği gibi kararların mutlaka bilimsel temele dayanması gerekiyor. Biz bütün çalışmalarımızda bunu esas aldık.
Bilimsel yaklaşım belediyecilikte neden bu kadar önemli?
Çünkü bir sanayi alanının yerini sadece “Burası uygun görünüyor” diyerek belirleyemezsiniz. Ulaşımını, altyapısını, çevresindeki konut stokunu, jeolojik yapısını, lojistik imkanlarını ve çevresel etkilerini düşünmeniz gerekiyor. İstanbul Teknik Üniversitesi ile yürüttüğümüz sanayi alanları çalışmasında yaklaşık 38 farklı kriter değerlendirildi. Böylece kararlarımız kişisel kanaatlerden değil, verilerden ve bilimsel analizlerden çıktı.
Bu çalışmalar sadece rapor olarak mı kaldı?
Hayır. Bizim için önemli olan rapor hazırlamak değil, rapordan eylem çıkarmak. Kısa, orta ve uzun vadeli programlarımızı oluşturduk. Stratejik planlarımızı buna göre şekillendirdik. Hangi yıl hangi çalışmanın yapılacağını takip ediyoruz. Hedefimiz 2029 yılına geldiğimizde bugün programladığımız pek çok temel çalışmayı tamamlamış olmak.
İnegöl’ün gelişimini nasıl takip ediyorsunuz?
Her yıl düzenli veri topluyoruz. 2020 yılından itibaren İnegöl Belediyesi internet sitesinde istatistik raporlarımızı yayımlıyoruz. Son olarak 2025 verilerini de kamuoyuyla paylaştık. Sağlıktan eğitime, ticaretten nüfusa, güvenlikten sosyal hayata kadar çok geniş bir veri setimiz var. Vatandaşımız, esnafımız ve yatırımcımız şehrin hangi yönde ilerlediğini görebilsin istiyoruz.
Bu veriler belediyeye ne kazandırıyor?
Şehrin neye ihtiyacı olduğunu daha net görmemizi sağlıyor. Eğitim verisi başka bir şey söylüyor, sağlık verisi başka bir mesaj veriyor, nüfus hareketleri başka bir ihtiyeti ortaya çıkarıyor. Kamu da özel sektör de bu göstergelere göre pozisyon almalı. Biz de kararlarımızı bu bilgiler üzerinden şekillendiriyoruz.
İnegöl’de en önemli yatırımlardan biri altyapı mı?
Bana göre kesinlikle öyle. Altyapı vatandaş açısından çok görünür veya heyecan verici bir yatırım olmayabilir ama sağlam altyapı olmadan sağlam şehir kuramazsınız. Büyükşehir Belediyemizle yaptığımız çalışmalar sonucunda yaklaşık 550 kilometrelik içme suyu hattı yenilendi. Kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarında da çalışmalar sürüyor. Şehir zaman zaman bu yatırımlar nedeniyle yoruluyor ama geleceği açısından bunlar çok değerli.
Kentsel dönüşümde nasıl bir yol izliyorsunuz?
Bursa bölgesinde kentsel dönüşüm strateji belgesini ilk hazırlayan belediyelerden biri olduk. İki sanayi bölgesi ve yedi konut bölgesiyle ilgili dönüşüm programımızı hazırlayarak Bakanlığa sunduk ve onay aldık. Şimdi etap etap uyguluyoruz.
Turgutalp’te hangi aşamadasınız?
Yaklaşık 153 dönümlük alanda ve 805 hak sahibini kapsayan büyük bir dönüşüm yürütüyoruz. Birinci etap başladı. İkinci ve üçüncü etaplarda boşaltmalar yapıldı, zemin iyileştirme çalışmaları sürüyor. Projenin toplam yedi etap halinde tamamlanmasını planlıyoruz. Hak sahiplerinde yüzde 85-90 seviyesinde mutabakat sağladık.
Alanyurt projesinin ölçeği nedir?
Alanyurt yaklaşık 900 dönümlük dev bir alan. Burada yaklaşık 4 bin 500 bağımsız birim bulunuyor. 43 siteyle görüşmeler gerçekleştiriyoruz. İnegöl Belediyesi, vatandaş ve müteahhit iş birliğini esas alan bir dönüşüm modeli geliştirdik. Türkiye açısından da örnek olabilecek büyüklükte bir çalışma.
İnegöl ekonomisinin çeşitlenmesi konusunda neler söylemek istersiniz?
Mobilya bizim en güçlü değerimiz ve mobilyanın başkenti olmaya devam etmek istiyoruz. Fakat bir şehrin bütün ekonomik risklerini tek sektöre bağlaması doğru değil. Bu nedenle organize sanayimizi karma yapıya dönüştürdük. Savunma sanayisi, teknoloji üretimi ve yüksek katma değerli sektörlerin de İnegöl’e gelmesini istiyoruz. Mobilya güçlenirken ekonomik sepetimizi de çeşitlendirmeliyiz.
Turizm bu çeşitlenmenin bir parçası mı?
Evet. Uzmanlarla yaptığımız çalışmalarda İnegöl için üç güçlü turizm alanı öne çıktı: doğa turizmi, sağlık turizmi ve gastronomi. Biz de çalışmalarımızı bu üç ana eksen üzerinde yürütüyoruz.
Doğa turizminde nasıl bir potansiyel görüyorsunuz?
İnegöl’ün yaklaşık yarısı ormanlık alanlardan oluşuyor. Yaylalarımız, şelalelerimiz, mağaralarımız ve doğal alanlarımız var. Kastamonu Üniversitesi ile birlikte doğa turizmine yönelik bir master plan hazırlıyoruz. Kış turizmi, yaz turizmi ve agro turizm gibi farklı başlıkları da bu çalışma içerisinde değerlendiriyoruz.
Sağlık turizmindeki hedefiniz nedir?
Kurşunlu bölgesinde sıcak su kaynaklarımız var. Burada yaklaşık bin dönümlük bir sağlık turizmi alanı oluşturmak istiyoruz. Organize sanayi mantığına benzer şekilde alanı hazırlayıp yatırımcıya sunmayı hedefliyoruz. Sadece klasik kaplıca değil; wellness, ileri yaş turizmi ve farklı sağlık hizmetlerinin bulunduğu kapsamlı bir merkez düşünüyoruz.
Gastronomide nasıl bir yol izliyorsunuz?
İnegöl’ün çok güçlü bir mutfak kültürü var. Gastronomi Deneyimleme Merkezi’ni kurduk. Coğrafi işaretler ve marka tescilleri alıyoruz. Turlar artık İnegöl’e gelmeye başladı. Hedefimiz belediyenin restoran işletmesi değil; şehre ziyaretçi çekerek esnafımızın kazanmasını sağlamak. “İnegöl’de yemek yenir, İnegöl’e yemek yemek için gelinir” algısını güçlendirmek istiyoruz.
Tarımın İnegöl ekonomisindeki yeri nedir?
Tarımda yıllık yaklaşık 10 milyar TL’lik ekonomik değerden söz ediyoruz. Sanayi kadar tarım da bizim önemli gücümüz. Bu nedenle toprak analizlerinden ürün çeşitlendirmeye, makine desteğinden soğuk hava depolarına kadar birçok alanda üreticinin yanında olmaya çalışıyoruz.
Ürün çeşitliliğinde hangi örnekler öne çıkıyor?
Yaban mersini geçmişte bölgemizde yaygın değildi. Bugün yirmiden fazla kırsal mahallede üretim yapılıyor. Cerrah kuru fasulyesi de geçmişte önemli bir değerimizken zamanla kaybolmaya başlamıştı. Yeniden üretimini teşvik ettik, ekim alanları binlerce dönüme ulaştı ve coğrafi işaretini aldık. Ahududu ve farklı meyve türlerinde de üreticileri destekliyoruz.
Peki, tarımda teknoloji ve verimlilik nasıl artırılabilir sizce?
Üreticinin bilinçli hareket etmesi gerekiyor. Herkesin ayrı ayrı aynı makineleri satın alması yerine kooperatifleşmeyle kaynakları ortak kullanmak daha doğru olabilir. Taş toplama makineleri, hasat ekipmanları ve çeşitli araçlarla destek sağlıyoruz. TKDK ve IPARD gibi destekleri üreticilerimize anlatıyoruz. Hibe ve teşviklerden daha fazla yararlanmalarını istiyoruz.
Soğuk hava deposu bunun bir örneği mi?
Evet. Yaklaşık 4 bin tonluk bir soğuk hava tesisi kurduk ve yatırımın önemli bölümünü devlet desteğiyle gerçekleştirdik. Daha sonra enerji maliyetini azaltmak için güneş enerjisi sistemine yönelik desteklerden de faydalandık. Amacımız üreticinin ürününü doğru şartlarda saklaması ve değer kaybetmeden pazara sunabilmesi.
Kadınların ekonomik hayata katılımı için neler yapılıyor?
Hanım Eli Festivali’nin beşincisini gerçekleştirdik. Evinde üretim yapan kadınların ürünlerini satabilecekleri alanlar oluşturuyoruz. Odalarımız ve esnaf kuruluşlarımızla birlikte dönemsel etkinlikler düzenliyoruz. Kadın kooperatiflerinin kurulmasını destekliyoruz. Sirke, turşu, gıda, tekstil veya el işi üreten girişimci kadınların devlet desteklerine ulaşmasını da önemsiyoruz.
Sosyal belediyecilikte çalıştaylara neden bu kadar önem veriyorsunuz?
Çünkü bir problemi doğru tanımlamadan çözüm üretemezsiniz. Aile, gençlik, afet ve sağlıklı kent gibi başlıklarda çalıştaylar gerçekleştirdik. Bu masalarda belediye başkanı değil, konunun uzmanları konuşuyor. Akademisyenler, kamu kurumları ve paydaşlar değerlendirme yapıyor. Sonrasında çıkan rapordan herkesin sorumluluğunu belirliyoruz.
Aile konusu neden özellikle gündeminizde?
Çünkü güçlü aile güçlü toplum demektir. Evlilik ve boşanma verilerini, insanların yaşam memnuniyetini ve sosyal sorunları takip ediyoruz. Bir risk gördüğümüzde “Burada ne oluyor?” diye durup incelememiz gerekiyor. Yeni nesil belediyecilik biraz da budur; problemi ortaya çıktıktan sonra değil, veriler sinyal verirken görebilmek.
Gençlerle ilgili en önemli mesele nedir?
Dünya çok hızlı değişiyor. Bugün seçtiğiniz bir meslek, mezun olduğunuzda bambaşka bir noktaya gelmiş olabilir. Gençlerin sadece tehditleri değil, fırsatları da görmesi gerekiyor. Onların farkındalığını artıracak buluşmalar düzenliyoruz. Teknoloji, bilim ve yeni meslek alanları konusunda ufuklarını genişletmek istiyoruz.
Afet konusunda belediyenin yaklaşımı nasıl?
Afet bilincinin sadece devlet kurumlarından beklenmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Her ailenin kendi afet planı olmalı. Deprem olduğunda kim ne yapacak, nerede buluşulacak, nasıl hareket edilecek bilinmeli. Birçok yaralanmanın panik ve yanlış hareketler nedeniyle yaşandığını biliyoruz. Bu nedenle farkındalık çalışmalarını çok önemsiyoruz.
İnegöl akıllı şehir uygulamalarında nerede duruyor?
Fiber altyapımızı genişletiyoruz. Operatörlerle iş birliği yaparak belediyenin de bu altyapıdan faydalanmasını sağlıyoruz. Kamera ve sensör sistemleriyle hava kalitesi, trafik ve çevreyi izlemeye yönelik ağlar oluşturuyoruz. Vatandaş ilişkilerinden otoparklara kadar birçok hizmeti dijitalleştiriyoruz.
Peki, vatandaş günlük hayatta bunu nasıl hissedecek?
Örneğin belediye uygulamasını açtığında hangi otoparkta kaç boş yer bulunduğunu görebilecek ve navigasyonla doğrudan oraya yönlendirilebilecek. Bölgesel anketler yapabiliyoruz. Bir bölgede proje yapılacaksa sadece o bölgede yaşayan veya çalışan insanlara soru sorabiliyoruz. Vatandaşla temasımızı daha hızlı ve ölçülebilir hale getiriyoruz.
Yeni nesil belediyecilik sizin için ne ifade ediyor?
Geçmişi silip her şeye yeniden başlamak değil. Devlette devamlılık vardır. Şehrin kurum hafızası, kültürü ve birikimi vardır. Yeni nesil belediyecilik, geçmişi koruyarak bugünün teknolojisini ve imkanlarını şehir yönetimine entegre edebilmektir. Fırsatı gördüğünüzde değerlendirmek, riski gördüğünüzde zamanında müdahale etmektir.
Bu noktada Şehir Araştırmaları Merkezi neden önemli?
Çünkü geçmişini bilmeyen şehir geleceğini doğru inşa edemez. Devlet Arşivlerinden içerisinde İnegöl geçen on binlerce belgeyi temin ettik. Osmanlıca belgeler taranıyor, anlamları çıkarılıyor ve dijital ortama aktarılıyor. Cumhuriyet Arşivi, Dışişleri, Milli Savunma ve Genelkurmay gibi farklı kaynaklardan da belgeler topluyoruz.
Araştırmacılar da bu kaynaklardan yararlanabilecek mi?
Elbette. İnegöl üzerine bilimsel araştırma yapmak isteyen akademisyen ve araştırmacılara destek vermek istiyoruz. Konaklama, rehberlik, ulaşım veya maddi destek sağlayabiliriz. Karşılığında ortaya çıkan çalışmanın bir nüshasını şehir arşivimize kazandırmak istiyoruz. Böylece İnegöl üzerine bilgi birikimi sürekli büyüyecek.
Kültürel mirasın korunması da bu vizyonun parçası mı?
Kesinlikle. Araştırmalar sonucunda İnegöl’e ait yaklaşık 20 türküyü yeniden derledik ve aranje ettirdik. Geçmişte düğünlerde, toplantılarda söylenen, zamanla unutulan ezgilerin yeniden yaşamasını istiyoruz. Çünkü şehir sadece yollar ve binalardan oluşmaz; hafızası, müziği, mutfağı, gelenekleri ve hikâyeleriyle şehirdir.
İnegöl’ün marka şehir olmasının yolu nereden geçiyor?
“Biz markayız” demekle marka olunmuyor. İnsanların bunu söylemesi gerekiyor. İnegöl Belediyesi olarak hedeflerini bilen, kaynaklarını verimli kullanan, israfı önleyen, fırsatları gören ve sürekli kendini geliştiren bir yapı kurmaya çalışıyoruz. Yaklaşık 306 bin nüfusa 950 kişilik ekiple hizmet veriyoruz. Kaynaklarımızı mümkün olan en yüksek verimlilikle kullanıyoruz.
Bütün bu çalışmaların ortak paydası nedir?
Bilim, veri ve planlama. Sanayide de turizmde de tarımda da kentsel dönüşümde de aynı yöntemi kullanıyoruz. “Ben böyle istiyorum” anlayışıyla değil, “Veri bize ne söylüyor?” anlayışıyla hareket ediyoruz. Üniversitelerle, akademisyenlerle, uzmanlarla ve paydaşlarla çalışıyoruz.
Son olarak nasıl bir İnegöl hayal ediyorsunuz?
Geçmişini bilen ama geçmişte yaşamayan; geleceği gören ama kendi kimliğini kaybetmeyen bir İnegöl istiyoruz. Üreten, ihracat yapan, tarımını koruyan, turizmden pay alan, teknolojiyi kullanan, afetlere hazırlıklı ve insanların yaşamaktan mutluluk duyduğu bir şehir hedefliyoruz. Şehirlerimizi imar ederken sadece bina yapmıyoruz; ticari hayatı, aile yaşamını ve birlikte yaşama kültürünü de şekillendiriyoruz. Biz bütün bunları bilimle, insan kaynağıyla, uzmanlıkla ve ortak akılla gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Belki bazı yatırımların neden yapıldığı bugün tam anlaşılmayabilir. Ancak bilimle ve planla atılan adımların meyvesi zaman içerisinde mutlaka görülecektir. İnegöl’ün 2035 vizyonu da tam olarak bunun üzerine kuruluyor.
